Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.11.2019 



Ünlem !

 
Asuman Özdemir

Alaturka


Yabancılar Türk modeli bir iş yaptıkları zaman, aslına benzetemediklerinden eksikliklerini kapatmak için en kısa ifade tarzı olarak boşuna mı “Alaturka” yı kullanıyorlar.

Ayni ile vakidir ki;
Sultan III. Selim’e ve Nizamicedid devrimine karşı ayaklandırılmış Karadeniz boğazı yamakları siyah mintan, kara don ve başlarına siyah örtü sarmış, çıplak ayaklı Laz uşakları, elebaşları ise Kabakçı Mustafa idi. Devletin idaresini iki günde eline geçiren Kabakçı Aksaray’da bir divan kurup, halkın dilekçelerini kabul etmeye, taht’a çıkardığı Sultan Mustafa’dan bu dileklerin yerine getirilmesini istemeye başladı. Yeniçeri kışlasından bir çorbacı odasından çıkarılan sedir meydanda Hacı Bektaş kazanının önüne yerleştirilmiş, Kabakçı da çıplak ayakları ile tahtına çıkarak “meydan padişahlığını” ilân etmiş ve halkın derdine devâ olmak için müraacaatları kabul etmeye başlamıştı.
“Meydan Padişahımındır” deyip ilk gün başvuranlardan biri de Bindallı Mustafa’nın kızı diye meşhur körpe bir sokak yosması idi. Dilekçesini göz süzerek, gamze ucuyla bakarak, feracesinin eteklerini ve şalvarının paçalarını gayet ustalıkla kaldırıp billur bacak ve pembe topuk göstererek vermişti. İstanbul’un en namlı arzuhalcilerinden birine yazdırdığı arzuhalinde kısaca:
“Benim çavuş babacığım işte geldim divanına. Derdim büyükten büyük aşk yaresi, senin elindedir merhemi kâfuru çaresi. Gerçi subaşı defterlisiyim (zabtaca kayıtlı fahişeyim), alnım yazısı; ama ki bir taze civanın delisiyim, ismi şerifi Kalyoncu, Benli Mustafa, şöhreti Tersane Tazısı. Tövbe benden, ferman senden, Mustafam sünger çekip geçmişteki günaha, çeksin beni nikâha” diyordu ve Kabakçı Mustafa’dan hem çöpçatanlık isterken hem de evvelce işlediği zina suçlarının affı ile subaşı defterinden düşürülmek, bundan sonra işleyeceği zina günahlarının suç sayılmasını istiyordu. Dilekçe okunduktan sonra Kabakçı Mustafa adilane hüküm verdi.
“Bu nigâr tövbekâr olsun, kalyoncu oğlan da buna nikâh kıysın.”
Devrin şartlarına göre Kabakçı Mustafa’ya gelene kadar bu kararı verecek devletin şeyhhülislâmı vardı, kadısı vardı ve hatta “meydan padişahı” yerine Osmanlı sultanı Sultan Mustafa vardı. Verilen kararın ne kadar hükmü vardı veya kalyoncu oğlan bu kararı kabul edip nikâh kıydı mı bilinmez.
Ama daha yakın zamanda zinanın suç olmaktan çıkarılmasına rağmen bizim hünkâr Recep Paşa çıkıp da meydana “Zina suçtur, TCK’na girmelidir” deyince, yüksek sesle “Helâl olsun, eğer yapabilirse Akepe kedi olalı bir fare tutacak. Fakat, AB buna hayatta izin vermez. Türk toplumuınun ahlâk ve görenklerinin çökmesi için üstelik şart koşar. Başnazır da AB’nin verdiği bu şartlı apdest suyu ile daha çok nâfile namazı kılar” dedik. Gerek AB’nin gerekse mütareke basının AB ağzından iktidarı yaylım ateşine tutması üzerine başnazır tekrar meydana çıktı “Biz Türk’üz. Kimseyi iç işlerimize karıştırmayız! Zinanın suç sayılması TCK’dan geçecektir.” deyiverdi. Bana bu konuda söylediklerini geri al diyenlere Kabakçı olayını anlatıp,
“Bekleyin, görün! Kabakçı’nın hükmü kadar hükmü yoktur bu söylemlerin. AB ile Akepe arasında bu bir oyun. Dünkü Avrupalıların bugünkü AB’cilerin bizleri tasvir ederken kullandıkları bir deyim olan “Alaturka” adlı müzik programı TRT’de yayınlanırken, kulis arkasında tezgâhlanmış Alaturka bir oyun oynanıyor. Meydanlarda AB’ye kafa tutan bir başnazır portresi çizdiriliyor” dedik ama inandıramadık.
Yabancılar Türk modeli bir iş yaptıkları zaman, aslına benzetemediklerinden eksikliklerini kapatmak için en kısa ifade tarzı olarak boşuna mı “Alaturka” yı kullanıyorlar. Hele hele sayısal loto gibi TRT’deki yarışmayı hiç kariyerine ve karizmasına nasıl oturtabildiğini anlayamadığımız Türk Sanat Müziğimizin usta yorumcusu Ahmet Özhan sunarken, Emel Sayın “Baki kalan bu kubbede hoş bir sedâdır” mısrasını Bâkî’den alıp Yahya Kemal’e mâl ederken bu zina yasa tasarısında elbette bir Alaturkalık olacaktı. Avrupalılar “Alaturka” sözünü kullanırken içinde daima bir hafiflik, bir alay, bir beceriksizlik, kendilerinin üstünlüğünü öne çıkarmaya çalışma olmamış mıydı? Şeytan feneri gibi yanar döner mütareke basınının alturkalaşmasına çoktan alışmıştık da, galiba TRT’nin “Alaturkalaşmasına” alışamayacağız; AB’ye girme uğruna taviz vermede yarışan iktidarın TRT’sine de böyle yarışma yakışır.
Sonra ne oldu peki? Verheugen’in önünde çark eden başnazır zinanın suç olmadığını kabul ederek tekrardan Türkiyeli oldu, hamdolsun ki bizler de Türk olarak kaldık. En çok hoşuma giden de Akepe ve başnazırdan özür dilemek adına yapılan “Gizli Ajanda” yorumları oldu. Sadece özür dilemek değil bir de iktidarın yaptığı hataları örtbas etmek uğruna yüceltmek vardı.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002