Kasım 2008

Ö T E S İ

 

10.12.2019 



Gezi

 
Banu Erkmen

KAYSERİ


Anadolu tarihinin hemen hemen her döneminin yaşandığı ipek yolunun konuksever evsahipliğini yapmış… Sırasıyla eski tunç devri, Asurlular, Hititler Kapadokya krallığı, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı damgalarını yemiş… Her mevsim başından kar eksik olmayan Erciyes’i ve pastırması ile tanıdığı kentimiz; Kayseri.

Erciyes'in dumanlı tepesinden kopan rüzgarların savurduğu Kayseri’deyız bu ay.....
Anadolu tarihinin hemen hemen her döneminin yaşandığı ipek yolunun konuksever evsahipliğini yapmış… Sırasıyla eski tunç devri, Asurlular, Hititler Kapadokya krallığı, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı damgalarını yemiş… Her mevsim başından kar eksik olmayan Erciyes’i ve pastırması ile tanıdığı kentimiz; Kayseri.
Tarihte ticaretin kurucusu olarak bilinen Asurlular’ın ünlü ticaret merkezi Karum; kanişte kurulmuş bunun yanı sıra sadece bir kaçı açılmış Hitit ve Asur döneminden kalan yüzlerce höyük barındırmakta sınırlarında. M.Ö 2800 yılına kadar uzanan tarihi boyunca Frigler, Kimmerler, Asurlular, Hititler, Hellenistik akınlar, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’yı barındırmasının en önemli nedeni kuşkusuz sahip olduğu bölgesel önemdir. Kızılırmak’ın bereketli deltasına kurulmuş ipek yolunun en büyük kervansaraylarını inşa etmiş, ticaretin en canlı yaşandığı yer Anadolu tarihinde kuşkusuz Kayseri’dir. Belki bugün bile Kayserililer için ticari kurnazlığa sahip yakıştırması buradan gelmektedir
Kayseri’nin antik ismi Caesseria, Roma dönemi imparatoru Sezar’ı övmek için verilmiştir ve Sezar’ın şehri anlamına gelmektedir. M.S. 1. yüzyıl şehrin Roma döneminin başladığı yıldır. 3. yüzyılda tamamen bir Hıristiyan şehri ve din merkezi olmuştur. Gregoryan ağırlıklı olması nedeni ile zaman içerisinde Ortodoks Roma’dan kopmuş mezhep ayrılıkları yüzünden Selçuklu devletini tercih etmiştir. Bu nedenle Roma imparatorluğu tarafından dışlanmış ve hain ilan edilmişlerdir. Selçukluların gerek politik gerek İslamiyet’ten gelen hoşgörüsü nedeni ile I. Dünya Savaşı yıllarına kadar sorunsuz ve rahat yaşamışlardır. Gregoryanlar kendi mahallerinde sorunsuz yaşarlarken kent Selçuklu etkisi ile yeni bir çehre kazanmış, bu dönmede pek çok cami, han, kervansaray, yol, hamam ve medrese inşa edilmiştir. Zamanla büyüyerek Konya ve Sivas’la beraber 3 başkentten biri olmuştur. Bu dönemden kalan en önemli eserleri Camii Kebir , Güllük Camii ve Hamamı , Hunat Külliyesi , Şifaiye – Gıyasiye Medresesi , Hacı Kılıç Külliyesi, Lala Muhlisiddin Camisi, Sahabiye Medresesi, Kale Surları ve Yoğunburç sayılabilir. Bu refah dönemi 1243’te Moğol istilası ile son bulmuş ve 150 yıl sürecek istila talan dolu karanlık bir dönem başlamıştır. Daha sonra Karamanoğulları’na bağlı yaşayan şehir Fatih Sultan Mehmet zamanında tamamen Osmanlı’ya bağlı bir sancak haline gelmiştir.
Bugün Kayseri’ye gittiğiniz zaman gezilecek bu kadar yer olduğuna mutlaka şaşıracaksınız. Tarihin bıraktığı sanatsal kültürel mekanlar hariç Kayseri sınırlarında iki yer var ki dünyanın dört tarafında bilinmekte. Bunlardan biri kurutulacak mı, kurtarılacak mı tartışmaları devam eden Sultansazlığı. İçinde 400’den fazla kuş türünü barındırıyor. Ender türlere her yıl yuvalamaları ve yavrulamaları için evsahipliği yapıyor.
Antik çağın en önemli coğrafyacısı Strabon Erciyes’i; Erciyes, tepesinden hiçbir zaman kar eksik olmayan, dağların en yükseğidir ve buna tırmananlar (ki çok azdır) berrak havada hem Karadeniz hem de Akdeniz denizini görebilir...” sözleriyle anlatır 3916 metre yüksekliğindeki heybetli dağı.
Kayseri’deki üçüncü önemli doğal alan ise Kapuzbaşı şelalerinin bulunduğu alan. Hem doğa fotoğrafçıları, hem trekkingçiler için eşsiz güzellikte imkanlar sunar ziyaretçilerine. Yahyalı İlçesine 76 kilometre uzaklıkta olan ve boyları 30-50 metre arasında değişen yedi ayrı dizi halinde akan Yahyalı Şelaleleri, Zamantı nehrine karışmakta ve bu nehirlerle birlikte Seyhan'a ulaşmaktadır. Debisi ve yüksekliği ile dünyanın belli başlı şelalelerinden olan Yahyalı Şelaleleri, görüntüsü ile insanları büyüleyen bir tabiat harikasıdır.
Antik çağın en önemli coğrafyacısı Strabon Erciyes’i; Erciyes, tepesinden hiçbir zaman kar eksik olmayan, dağların en yükseğidir ve buna tırmananlar (ki çok azdır) berrak havada hem Karadeniz hem de Akdeniz denizini görebilir...” sözleriyle anlatır 3916 metre yüksekliğindeki heybetli dağı.
Kayseri’deki üçüncü önemli doğal alan ise Kapuzbaşı şelalerinin bulunduğu alan. Hem doğa fotoğrafçıları, hem trekkingçiler için eşsiz güzellikte imkanlar sunar ziyaretçilerine. Yahyalı İlçesine 76 kilometre uzaklıkta olan ve boyları 30-50 metre arasında değişen yedi ayrı dizi halinde akan Yahyalı Şelaleleri, Zamantı nehrine karışmakta ve bu nehirlerle birlikte Seyhan'a ulaşmaktadır. Debisi ve yüksekliği ile dünyanın belli başlı şelalelerinden olan Yahyalı Şelaleleri, görüntüsü ile insanları büyüleyen bir tabiat harikasıdır.
Antik çağın en önemli coğrafyacısı Strabon Erciyes’i; Erciyes, tepesinden hiçbir zaman kar eksik olmayan, dağların en yükseğidir ve buna tırmananlar (ki çok azdır) berrak havada hem Karadeniz hem de Akdeniz denizini görebilir...” sözleriyle anlatır 3916 metre yüksekliğindeki heybetli dağı.
Kayseri’deki üçüncü önemli doğal alan ise Kapuzbaşı şelalerinin bulunduğu alan. Hem doğa fotoğrafçıları, hem trekkingçiler için eşsiz güzellikte imkanlar sunar ziyaretçilerine. Yahyalı İlçesine 76 kilometre uzaklıkta olan ve boyları 30-50 metre arasında değişen yedi ayrı dizi halinde akan Yahyalı Şelaleleri, Zamantı nehrine karışmakta ve bu nehirlerle birlikte Seyhan'a ulaşmaktadır. Debisi ve yüksekliği ile dünyanın belli başlı şelalelerinden olan Yahyalı Şelaleleri, görüntüsü ile insanları büyüleyen bir tabiat harikasıdır.
Antik çağın en önemli coğrafyacısı Strabon Erciyes’i; Erciyes, tepesinden hiçbir zaman kar eksik olmayan, dağların en yükseğidir ve buna tırmananlar (ki çok azdır) berrak havada hem Karadeniz hem de Akdeniz denizini görebilir...” sözleriyle anlatır 3916 metre yüksekliğindeki heybetli dağı.
Kayseri’deki üçüncü önemli doğal alan ise Kapuzbaşı şelalerinin bulunduğu alan. Hem doğa fotoğrafçıları, hem trekkingçiler için eşsiz güzellikte imkanlar sunar ziyaretçilerine. Yahyalı İlçesine 76 kilometre uzaklıkta olan ve boyları 30-50 metre arasında değişen yedi ayrı dizi halinde akan Yahyalı Şelaleleri, Zamantı nehrine karışmakta ve bu nehirlerle birlikte Seyhan'a ulaşmaktadır. Debisi ve yüksekliği ile dünyanın belli başlı şelalelerinden olan Yahyalı Şelaleleri, görüntüsü ile insanları büyüleyen bir tabiat harikasıdır.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002