Kasım 2008

Ö T E S İ

 

09.12.2019 



Gerçek

 
Özdemir Özsoy

Uyanıyoruz


Bir gün birisinin çıkıp da “Sen bizim düşüneceğimizi bildin o halde öleceğimiz günü de bilirsin; söyle!” demesi onun hiç değişmediğini gösterir. Çünkü daha önce de yani bindiği dalı kesmekte iken uyarıldığı zaman ahmakça gülmüş ve hiç aldırmamıştı. Şimdi de ancak Tanrı’nın bileceği bir olayı senin bilmeni istiyor. Hep aynı zavallı adam... Değişeceği de yok. Onulmaz bir hastalık. Bizim bezirgânların «serbest piyasasındaki» ilaçlarla tedavisi mümkün değil. İyisi mi bunu bir köşede oturtup çevreye zarar vermemesi için zararlı oyuncaklarını da elinden alarak onun yerine bir başkasını yetiştirmek lâzım.

İyi de ömrümüz böyle geçti; bu iş nasıl olacak? Er veya geç olacak.
İşimiz yalnızca ayrık otu temizlemek değil, hattâ bu iş bizim işimiz değil. Taze fide dikip sulayacaksın. Senin işin bu; en yi tohumu, en yi fidanı bulacaksın.
Bizim ömrümüz insanoğlunun uzun yürüyüşü yanında nedir ki?.. Elbette geçip gidecek. Birçok değerli insan bu dünyadan anlaşılmadan geçip gitti. Bu yeni bir şey değil; insanın kaderi bu. «İnsanlar hüsran içindedir.» Asıl hüsran içinde olanlar da anlaşılmayanlar değil, onları anlamayanlar.
Ağlaması gerekirken insan, yüzünde aptalca bir ifade ile etrafı küçümseyen nazarlarla bakıyor.
İşte o göklere sığdıramadığınız düzenin «hâl-i pür melâli», acıklı durumu.
Şu tenekeden yapılmış medyanın hep ön planda olan papağanlarına yakın olmayı, onların gözüne girmeyi marifet sayan insanda kişilik mi kalır ki sen onda kimlik arıyorsun. Ya hu, aydınlıktan kaçan kişi doğru yolu bulabilir mi ki sen ondan medet umuyorsun. Kendisi sıfır olanın arkasına milyonlarca sıfır takılsa ne değişir?
Magazin «varakparelerinde» boy göstermek için yarışan kızcağızların o hafta kiminle «birlikte» olduğunu öğrenip çok önemli bir haber gibi komşu hanıma yetiştiren, filan tanınmış yazarın hangi konuda nasıl ahkâm kestiğini büyük bir vukufla (!) etrafındakilere anlatmaya çalışan akıl fukarasının, bu milletin kültür dağarcığına koyacağı bir zerre var mıdır?
Avrupa Birliği’nin, ülkemizdeki anti demokratik uygulamaları bahane ederek ve sistemli bir şekilde baskı yaparak çeşitli tâvizler koparma yoluna gideceğini, buna meydan vermemek için bir milli mutabakat anlayışı içinde, anayasa ve kanunlarda düzeltmelerin yapılması gerektiğini yıllar önce belirttiğimizde AB’ye karşı duruşumuzu yanlış yorumlayarak kendi görüşlerine paralel bulan -hem de iyi yetiştiğini sandığımız- bazı milliyetçi arkadaşlarımız ABD-İsrail ekseninden kopmamak için AB karşısında bulunmamız gerektiğini büyük bir gafletle açıkça ifade etmişlerdir. Denize düşen yılana sarılır deyiminde olduğu gibi. Bunun nasıl bir eksen olduğunu hiç düşünmeden... Ne hikmetse hep yer değiştiren, konum değiştiren, eğim değiştiren bu eksen hiçbir zaman hayırlara vesile olmamıştır.
Şimdi kalkıyoruz bu Angloamerikan-İsrail cephesinin ürettiği fitneye karşı çareler arıyoruz ve maalesef bu çareyi yine onlarla ikili anlaşmalara mahkûm olmakta, silah ihaleleri vererek göze girmekte bulacağımızı sanıyoruz.
Kuzey Irak’taki gelişmeler endişe vericiymiş. Günaydın! Nasıl da gördünüz bak!
Sahi bu gelişmeler sizin umurunuzda mıydı?
Ülkenizdeki işsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik (pislik), vurgun, soygun sizi ilgilendiriyor muydu?
Bir “kamusal alan” saplantısına tutulmuş bütün gün kılık kıyafet yönetmelikleriyle uğraşmaktasınız.
Siz baş örtüleriyle uğraşırken eloğlu başınıza çorap örüyor; kimin başına çuval geçirirsem ne gibi tepki alırım hesaplarını yapıyor. Bütün strateji uzmanlarının bildiği ama sizin kamusal alanınızda “esamisi okunmayan” (adı geçmeyen) psikolojik yumuşatma metotlarını uyguluyor.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002