Kasım 2008

Ö T E S İ

 

25.08.2019 



Sözün Özü

 
Alptekin Cevherli

Haydi, Türkçe isim kullanmaya!


Neden yabancılaşmaya bu kadar hevesleniyoruz? Bizler Türk değil miyiz? Haydi yabancı isimleri dükkânına koydun da, yahu sen niye ecnebi dille konuşuyorsun! Yabancı insanlar ülkemize geliyorlarsa, gelsinler ama bizimle; bizim dilimizle konuşsunlar! Neden bizimle Türkçe konuşmuyorlar? Dilimizi bilmiyorlarsa kursuna gitsinler. Bizler yabancı dil merakıyla daha anaokulundan itibaren yavrularımıza İngilizce’yi öğretmiyor muyuz?

Günler ayları, aylar yılları kovalıyor. İnsan zamanın ne kadar da çabuk geçtiğini bazen anlayamıyor bile. Daha Ufuk Ötesi gazetemizin ilk sayısının çıkışı dün gibi geliyordu. Halbuki kaç yıl olmuş...
İşte bu sayımızda bir değişiklik yaparak, gazetemizin okurlarından çok değerli bir kaleme Revasiye Hatipoğlu’na köşemi ayırıyorum. İçindeki bütün fikirlerin altına imzamı atacağım bu kıymetli yazı ile sizleri baş başa bırakıyorum....
***
Burası neresi bilen varsa söylesin!
“Bu güzel havayı değerlendirmeliyim” dedim. Belki bir arkadaşa rastlar da biraz konuşuruz düşüncesiyle hazırlanıp dışarı çıktım. Bu benim için iyi bir fırsatmış gibi görünüyordu. Trene bindim, yol boyunca çevreye şöyle bir göz attım. Belki güzel bir mekan bulabilirdim. Fakat umduğumu bulamadım. Hayretler içinde kalarak nerede olduğum konusunda tereddüde düştüm.
***
Kardeşim bu ne? Her yanımızı yabancı isimler, ne söylediğini anlamadığım insanlar sarmış. Tipine bak Türk’e benziyor. Ağzından çıkan sözcükler ise yabancı, anlamadım...
Nerede olduğumu düşünmeye başladım. Bence bunu herkes düşünmeli. Neden yabancılaşmaya bu kadar hevesleniyoruz? Bizler Türk değil miyiz?
Haydi yabancı isimleri dükkânına koydun da, yahu sen niye ecnebi dille konuşuyorsun!
Yabancı insanlar ülkemize geliyorlarsa, gelsinler ama bizimle; bizim dilimizle konuşsunlar! Neden bizimle Türkçe konuşmuyorlar?
Dilimizi bilmiyorlarsa kursuna gitsinler. Bizler yabancı dil merakıyla daha anaokulundan itibaren yavrularımıza İngilizce’yi öğretmiyor muyuz?
Onlar neden Türkçe’yi anaokulundan itibaren öğrenmiyorlar? Biz neden onlara uyuyoruz, hiç düşündünüz mü? Onların kendi dillerine gösterdikleri önemi biz neden gösteremiyoruz?
***
Atatürk daha o zamanlarda sizlerin böyle yapacağını biliyordu. Güzelim Türkçe’mizi onun için koruma altına aldı. “Dil devrimi” ile yabancı kelimelerden arınan dilimizin şu anki durumuna bakın...
İçler acısı. Siz ne yaptınız? Buyurun cevabı kendi gözlerinizle görün, söylememe gerek yok.
Benim bir vatandaş olarak; şu çok çalışıyormuş görünen hükümetimizden bir isteğim var:
Hani Anayasada yapmış olduğunuz değişikliklere bir de “Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteren ticari işletmelere, Türkçe dışında bir isim kullanılamaz” şeklinde bir maddeyi eklemeye ne dersiniz?
Bu kadar değişen yasalara sanırım bunu da ekleyebilirsiniz. 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinden sonra Millî Güvenlik Konseyince çıkartılan 2876 sayılı “Atatürk kültür, dil ve tarih yüksek kurulu” yasasının yürürlüğe girmesi üzerine özel hukuk tüzel kişiliğini yitirmesini tekrar gündeme getirebilirsiniz. Bu, hükümetimiz için zor olmasa gerek.
***
TBMM’nin açılış konuşmasını yapan Atatürk, “Dil kurumu en güzel ve feyizli bir iş olarak, türlü ilimlere ait terimleri tespit etmiş ve bu suretle dilimizi yabancı dillerin tesirinden kurtarma yolunda esaslı adımlar atmıştır” sözleriyle bunun önemini ve aslında bize daha önce de bu problemlerin olduğunu göstermişti. Çözümü de bulmuş. Biz neden uygulamıyoruz?
Tabii özür dilerim bunları söylemek için “AB’NİZDEN İZİN ALMAM GEREKİRDİ...”
Bu maddeleri kabul ederler mi? Bir sormak lazım...
Bakınız arkadaşlar, gençler!
Yapılan bu gizli savaşı radyo, televizyon, dergi ve gazeteleri kullanarak gerçekleştiriyorlar. En basitinden iş ilanlarına baktığınızda yabancı dille eleman aranan ilanların dahi bulunması bizleri ne denli etkileri altına aldıklarını gösteriyor.
Dikkatiniz çekmek isterim ki: şarkı yarışmalarında yabancı dille söylenen şarkılar birincilik alırken, aynı zamanda bizim bu yönde devam etmemiz için üstü kapalı yönlendirme de yapıyorlar. Bu aslında bizlere açılmış olan gizli bir savaştır!
Bu yüce milleti silahla, savaşla yenemeyeceğini anlayan kişiler, bu yolda hızla ilerliyorlar.
Bu savaşı kazanmak bizim elimizde. Yeter ki oyunu kuralına göre oynamasını bilelim. Oynamasını bilmeyene de çıkış kapısını gösterelim.
TÜRKÇEMİZE SAHİP ÇIKALIM, TÜRKÇE İSİM KULLANALIM!





ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002