Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Çapraz Ateş

 
Kemal Çapraz

Adam gibi adam olmak


Kafam karma karışık. Yazacak o kadar konu birikti ki, anlatamam. Ama gel gör ki, toplumdaki yozlaşmanın, cıvıklaşmanın, sululuğun ağırlığını en şiddetli bir şekilde hissedince başka bir konu yazmak içimden gelmiyor... Bu yozlaşmanın önüne geçemezsek hiçbir önemli konunun da altından kalkamayız. Artık günün adamı olmak, “Gelene ağam gidene paşam” demek büyük bir marifet sayılır oldu. İktidar sahiplerinin etrafında oluşan düzenbaz, yağcı, dalkavuk, yardakçı tabakasını ve iktidarlara göre yönünü ve rotasını ayarlayanları gördükçe, adam gibi adamları arar olduk.

Adam gibi adam, iki ayaklı iki gözlü, iki kulağı, burnu ve ağzı olan biri değildir. İnsana benzeyen canlılara ise hiç benzemez. Bu yüzden onların sürekli saldırılarına uğrar. Onların kin ve intikam çığlıklarına kulakları tıkalıdır. Ölümün en sadık yoldaşı olduğunu bildiğinden tehdit ve tehlikelere gülüp geçer. Sözlerinde anlam dalgalanmaları, kavram dönüştürmeleri, kelime oyunları yaparak yanar döner cinsinden iki yüzlü biri değildir. Adam gibi adamlar, çevresindekilerin alkış ve yuhalamalarına önem vermezler. Bilirler ki, en küçük bir başarısızlığında alkış sesleri yuhhh sözlerine dönüşür. Emel, özlem ve ülkülerinin gölgesinde pinekleyen uyuşuk biri değil, sıcak çöllerde, soğuk ve derin denizlerde, yüksek dağlarda mücadele bayrağını açanlardır. Çıkarı için vicdanını köle yapmış değillerdir.
Kısaca, adam gibi adam başkaları için değil, kendisi için de adam gibi adamdır. Adam gibi adam, giyinişiyle cebindeki parayla, boyu posuyla, konuşmasıyla tanınan biri değildir. O, Diyojen’in gündüz mumla aradığı adamdır. Onun hayatı nokta gibidir. Hiçbir zaman virgül gibi eğri olmamıştır. Düşmanları onun sırtını hiçbir zaman yerine getirememiş, fakat dost gözüken düşmanları onu hep kalleşçe arkadan vurmuşlardır. Merhameti ve şefkati daima istismar edilmiştir. Buna rağmen o daima dimdik ayakta kalmayı başarmıştır. Tüm olumsuzlukları olumluya çevirmesini bilir. Bakışlarındaki keskinlik ve parlaklık azim ve kararlılığının da göstergesidir.
Oturduğu koltuklardan, bulunduğu mevkilerden, güç almaz, onlarla alay eder, ama oturduğu koltuğa güç ve şeref katar. Adam gibi adamları bulmak için Diyojen gibi mum yakıp dışarılara mı çıkalım bilemiyorum. Dış merkezlerden emir alıp onların düdüğünü çalıp, adam geçinenleri gördükçe, umutlarımızın üzerine kar yağıyor. Adam gibi adam, insanlık değerlerini özünde toplamış bir adamdır. Onun sahtelikle hiçbir ilgisi ve ilişkisi yoktur. Gerçeğin ve gerçekliğin aşığıdır.
Adam gibi adama, insana benzer canlılar sürekli havlar. O ise, bunu bildiğinden için için gülerek yoluna devam eder. Onun yolu sarp ve çetindir. Bu zorlukları göze alanlar zaten adam gibi adam olmaya namzettir. Açık ve net bir şekilde ifade edeyim ki, rahatına düşkün olanlar, yumuşak yataklarda belenip büyüyenler bu çetin mücadeleye hiç soyunamazlar. Adam gibi adam, her şart ve zeminde insanlığının gereğini yerine getirendir. Bu yüzden adam gibi adamlar yardakçılar ve dalkavuklar tarafından hiç istenmezler. Onların doğru sözlülüğü en korkutucu yönleridir. Onlar, makamların ve mevkilerin önünde eğilmezler, ancak ve ancak Hakk’ın ve hakikatin önünde eğilirler. Bütün bunları kafamda geçirirken adam gibi adam olmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi anladım. İşte bu şartlarda adam geçinenlerin işgal ettiği koltuklardan yönetilen bu ülkenin ileriye gitmesi mümkün müdür bilmiyorum?
Adam gibi adam meşhur,ünlü,anlı şanlı,namlı adam değil, gerçekten büyük adamdır. Adam gibi adam, milletinden, devletinden almayı değil, vermeyi düşünen adamdır. Çalmayı, hortumlamayı, istismarı sözlüğünden silmiş adamdır. Kısaca o kahraman ve yiğit biridir. Korkak ve namert değildir. Ey milletim, büyük millet olduğunu gösterme zamanı gelmedi mi?

Ülkemizi adam gibi adamların yönetmediği sürece bu keşmekeşlik sürüp gidecektir.
Kula kul olmayı kendisine ilke edinen ve hayatını böyle sürüngen bir vaziyette geçiren o kadar çok insan var ki toplumumuzda, bu toplumu nasıl ayağa kaldırırız, haksızlıkların karşısına nasıl kale gibi nasıl dikiliriz doğrusu bilemiyorum. Ama benim ülkem, benim milletim, adam gibi adamlar tarafından yönetilmeli. Benim ülkem, başkalarının çizdiği oyunlarda figüran rolü üstlenenlerle yönetilmemeli. Öylesine doluyum ki, yanardağ gibi patlamak istiyorum.


kemalcapraz@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002