Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.11.2019 



-

 
Mustafa Görkem

“Hain de yetişir mi bizim elde?”


Cevabı belli olan sorular: “Hain de yetişir mi bizim elde?” “Arkadaşlar, kardeşler! Bu ülke güzel insanlar yetiştirirdi; bu ülke artık hâin de yetiştirmeye başladı. Hâinler yetişmeseydi Kıbrıs’ta olanlar bu kadar çabuk unutulmazdı...” Orgeneral Hurşit TOLON (Ege Ordu Komutanı)

Doğduğumuz ilk günden artık orta yaşlı olmaya yüz tuttuğumuz bugünlere gelene kadar, bu ülkenin siyasi krizlerinden, ekonomik darboğazlarından, fâilleri meçhul (!) cinayetlerinden, sözde bir avuç çapulcusunun (!) kardeşlerimizin ve arkadaşlarımızın kanlarının kızıllığını çalıp kızıl şafaklı özgürlük türküleri yakmalarından, kanla abdest almayı maharet bilip timsah gözyaşı dökenlerinden, kirli Bizans entrikalarından, yedi kere gidip sekiz kere gelmeyi maharet bilenlerinden ve daha sayısız kendine özgü trajedisinden neler öğrendik?
Bütün bunları görmedik mi, verilen her şehitten sonra sokaklara dökülmedik mi, Bosna’lara, Çeçenistan’lara ağıtlar yakıp ceketlerimize kadar bağışlamadık mı? Bunların çok daha öncesinde ve ne trajiktir bugün bile “Bağımsız Türkiye” diye bağıranlarla, “Milliyetçi Türkiye” diye bağıranların birbirlerini kovaladığına tanık olmadık mı?
Bir dönemin sermaye düşmanlarının holding patronu olup, üç ayda bir sosyal ve siyasal içerikli (!) raporlar hazırlattıklarını, buna karşılık memleket çocukları uzun gayretler sonunda memurlaştırılırken; ağaların, beylerin, Enderun artığı çelebilerden çıkarıldığını da fark etmedik mi? Sonra bunlardan “müsteşar” olanlarının Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk milletinin birlik, beraberlik ve bağımsızlığına kast ettiğini de dehşetle takip etmedik mi?
Kıbrıs’ta Denktaş’la birlikte ağlayıp gülmedik mi? 1980’li yıllarda çocuk yüreğimizle “Sizi destekliyoruz!” mektuplarına karşılık olarak “Denktaş” imzalı teşekkür mektuplarını okurken sevinçten ağlamadık mı? Özellikle “Sizler gibileri var olduğu sürece bu memlekete kimse bir şey yapamaz!” cümlesini yüreğimize, beynimize kazımadık mı? Sahi o zamanlar da hâin yetiştirir miydi bizim eller?
Bu memlekette hep hâin vardı şüphesiz, ama herhalde hiçbiri bu kadar fütursuz, hiçbiri bu kadar arsız değildi. Sinir uçlarını hâlâ aldırmayanlarla midelerine cerrahi müdahale yaptırmayanların zihinlerini hep şu soru kurcalamıyor mu: “Nedir bu fütursuzluğun sebebi, neredendir bu kendine güven?”
Bizim ellerde hâinlerin yetiştirilmesi ve hatta bu yapılırken devlet kaynaklarının sonuna kadar kullanılması yeni bir durum mudur? Kıbrıs’ta nöbet tutmaya devam ettiği haberlerini aldığımız sayın Hüseyin Mümtaz’ın, Denktaş’ın telaffuzundan ötürü sık sık tarizde bulunduğu ANAN’ın Plânı’nın uygulanabilirliği konusunda bir numaralı isim olarak ortaya çıkarılan Mehmet Ali Talat’ın Türkiye’nin ODTܒsünde okuduğu, çeşitli bürokratlıklarda bulunduğu, gelin görün ki nimetlerinden faydalanırken utanmadığı bu ülkenin “Milli Marş”ını söylemekten imtina ettiğine de şahit olmadık mı?
Bu danışıklı dövüşün bir başka kanadında yer alan muhterem(!)in 2001 yılında Konya mitinginde yaptığı konuşmayı da çabucak unutmadık mı? “Milleti IMF’nin elinde tutsak ettiler; bugün borç alanlar yarın emir de alırlar” demiyor muydu o ses? Sonra aynı ses “IMF politikalarında kalınan yerden yola devam edileceğini, (sözde) ulusal paket olarak hazırlanan taslağın içeriğinde hiçbir değişiklik olmadığını da...” söylemedi mi Türk’ün milletine? Yoksa bunlar olmadı mı; bütün bunlar yine bir komplonun parçaları mı?! Türk’ün komplo üretmeyeceğini, tehdit etmeyeceğini, gözdağı vermeyeceğini, sonuna kadar sabredip “Bitti!” denildiği anda yeniden dirileceğini bilmiyorlar mı?
Mossad’ın çok sayıdaki internet sitelerinden birisi olan “debka”da deşifre edilen “Beşar Esat - Tayyip Erdoğan” görüşmesinin içeriği ve konuşulanlar da mı karşı devrimcilere (buna “muhafazakar” demokrasi diye bir ad verdiler şimdilerde) karşı düzenlenen bir tezgahtı? O meşhur ses orada “Biz Kıbrıs’ı verdik, siz de Golan Tepeleri’ni verin ve bu sorunu çözün!” derken gene mi yanlış anlaşılmıştı? Söylenen sözler maksadından mı uzaklaştırılmıştı? Yahut Ilıcakların Nazlı’sının söylediği gibi “Darbe sevdalılarının karşı devrimciler olarak adlandırdıkları muhafazakarlara karşı olan bir paranoyası” mıydı?
Kıbrıs’ın etnik ve mezhebik tabanlı büyük Türkiye federasyonuna geçişte en önemli basamak olduğu müttefiklerimiz (!) tarafından bile artık açıkça söylenirken, bu okun yaydan çok zaman önce çıktığını yüreğimize saplanınca mı anlayacağız?
“Halka rağmen halkçılık” ilkesi paralelinde hareket eden “Şayak Kalpaklı Adam”a hâin damgasını vuranlar, hıyar tarlalarına dadanan Yunan askerini görünce nasıl koşmuşlarsa “Kuvvacı”lara; vakti tamam olunca yine koşa koşa gelecekler şüphesiz. Türk milleti ortalama her yüz yılda bir kahraman çıkarmıştır. Bu minvalde milletin bir kahramana daha ihtiyacı vardır. Durumun vahametini fark etmeyenler lütfen Türk Dil Kurumu tarafından yeniden yayımlanan “Nutuk”u açsınlar ve ilk 50 sayfasını dikkatlice okusunlar. Yok eğer gene anlamazlarsa hâin yetiştirme konusunda ne mâhir olduğumuz bir kez daha anlaşılacaktır.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002