Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.11.2019 



Çapraz Ateş

 
Kemal Çapraz

Utanmazlığın böylesi!


Yüzsüzlük, utanmazlık, arlanmazlık gibi kelimelerin hepsini peşi peşine ekleseniz bu olayı anlatmaya yetmez. Osmanlı İmparatorluğu’nun 350 sene önce mübarek toprakları korumak için yaptırdığı “Ecyad Kalesi”nin yıkılması Türk milletini derinden yaralamış ve basınımızda konu çeşitli yönleriyle ele alınmıştı. İktidarlarımızın basiretsiz ve yeteneksizliği sebebiyle kutsal mekanlardaki Türk izleri birer birer silinmeye başlamıştır. Ama Suudi yönetimi bununla da yetinmemiş, atalarımızın kanlarıyla yoğrulmuş bu kalenin yerine Zem Zem Kuleleri adı altında üç büyük otel yapmaktadır. Olayın vahameti bununla bitmiyor...

bu otelin odaları devre-mülk yöntemiyle Türkiye’de satılacak. İnsan bu durum karşısında ne söyleyeceğini bilmiyor. Ancak “bu kadarına da pes” doğrusu denir. Ben burada Ecyad kalesinin tarihi özelliklerini ve burada verilen şehitlerimizin kahramanlıklarını anlatmayacağım. O tarihin altın sayfalarında zaten yerini aldı. Ama benim merak ettiğim; Bu mübarek topraklara Hac veya Umre yapmak için giden bir Türk, buradan devre-mülk yoluyla kiraladığı odalarda gönül rahatlığıyla nasıl yatacak? Bu odaları Türkiye’de pazarlayan insanların hiç mi vicdanı sızlamayacak? Bu mübarek toprakları korumak için atalarımızın döktüğü kanlar, kaybettiği canlar hiç mi akıllarına gelmeyecek?
TANITIM BROŞÜRÜNDEN NOTLAR
Şimdiden Türkiye’de Ecyad Kalesi’nin yerini pazarlayanlar tarafından bastırılan katalogda şu ibareler yer almaktadır: “ZemZem Kulesi “El Beyt Kuleleri” projesinin beş kulesinden biridir. ZemZem Kulesi meşhur Ecyad Kalesi’nin daha önceden bulunduğu yerdedir, burası Mekke’den tam olarak Kabe’yi görebilen bir konumdadır. Bu önder projenin ilk temel taşı, iki Kutsal Kent Hizmetçisi, Ekselansları Prens Abdullah Bin Abdul Aziz adına projeye dair işlerin başladığını ilan etmek için 28-11-2002 tarihinde atılmıştır. Allah’ın izni ile 2006 yılında tamamlanması öngörülmektedir. Yapılmakta olan proje iki Kutsal Kent Hizmetçisi Kral Abdul Aziz Vakıfları’nın mülkü üzerine, kurulmaktadır. Bu tür bir proje Mekke’de ilk defa yapılmaktadır ve uluslararası B.O.T. (yap işlet devret) sistemine göre gerçekleştirilecek ve intifa müddeti 24 yıl sürecektir. Toplam alanı 91326 metrekare olan bu proje, Münşeat Emlak Şirketi ZemZem Kulesi’nin yatırımını üstelenerek, 31 kat ve 1240 otel suiti kiralanmıştır.”
İşte ballandıra ballandıra anlatılan ve yüce milletimizin dini duyguları da istismar edilecek şekilde hazırlanan katalogda, Kutsal Kent Hizmetçisi olarak Kral Abdul Aziz gösterilmektedir. Gerçek manada bu topraklara hizmet eden Türklerdir ve ilk defa bu tabiri Yavuz Sultan Selim kullanmıştır: Hadim-ül Haremeyn. Türklerden sonra bu bölgeye hizmet edilmemiş, aksine bu mübarek topraklardan ne şekilde para kazanılır onun hesabı yapılmıştır. Eğer gerçekten hizmet aşkı olsaydı, bu toprakları imar eden koruyan Türkler minnetle ve şükranla anılırdı. Ama böyle yapılmamış, Türk eserleri bir bir yıkılırken, Türk düşmanı İngiliz Ajan Lawrence'ın bir süre oturduğu Cidde'deki evi restore edilerek, kapısına da "bu ev, Osmanlıya karşı bağımsızlık savaşı veren Suudîlere yardımcı olan İngiliz asıllı Thomas Edward Lawrence tarafından karargâh olarak kullanılmıştır" plaketini asılmıştır. Suudi yönetiminin niyeti açıktır. Türk düşmanlığını aleni yapmaktadırlar ama Türk eseri yerine yapılacak lüks oteli Türkiye’de pazarlayanlara ne demeli. Turco Tour isimli firmanın yetkililerinde hiç mi tarih şuuru yok? Türk milletinin tepkisinden hiç mi çekinmiyorlar? Hiç çekinmiyorlar desem belki biraz yanlış olacak galiba, çünkü katologda yer alan bazı ibarelerin internet sitelerinden çıkarıldığını gördüm. Katalogda bu otelin “Ecyat Kalesi”nin bulunduğu yerde yapılacağı açık açık ifade edilirken, www.turcotour.com isimli internet sitelerinde bu ibareler çıkarılmış. Demek ki, Türk milletinin hassasiyeti son anda akıllarına gelmiştir. Açık ve net bir şekilde söylüyorum. Türk milletinin ayranını kimse kabartmaya kalkmasın. İktidara yakın olduğunuz için belki yaptıklarınıza iktidar ses çıkarmaya bilir. Belki basının bir kısmını da susturabilirsiniz, ama Hakk’ı ve Hakikat’ı yazmayı kendisine ilke edinen bizleri nasıl susturacaksınız. Yaptıklarınınız hepsinin takipçisi olacak kamuoyuna bunları her vesile ile duyuracağız. Bu böyle bilene...
Bu arada iktidara da bir iki sözümüz olacak; millet sizi bu ülkenin çakıl taşını bile koruyasınız diye iktidara getirdi. Kıbrıs’ı satasınız, Ecyad Kalesi’nin Türkiye’de pazarlanmasına ses çıkarmayasınız, Irak’daki haklarımızdan vazgeçesiniz diye değil.




kemalcapraz@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002