Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.11.2019 



Pusula

 
Bayram Akcan

Bartholomeos’un amacı


İstanbul Fener Rum Patriği Bartholomeos’un, hiç beklenmedik bir anda Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü ziyaretiyle Heybeliada Ruhban okulu meselesi ülke gündemine geldi. Okulla birlikte Rum Patriğinin ekümenlik sevdası da tartışıldı. Birilerinin bu çok önemli mesele üzerinde durmaması, bu meselenin Sevr’in bir parçası olmasından dolayı mıdır, bilinmez!

Rum patriği Bartholomeos ekümenik olabilir mi? Ekümenlik nedir? Ekümenik olmak demek: bütün dünyayı kapsamak demektir. Yani Bartholomeos’un dünya üzerinde bulunan bütün Ortodoksların manevi lideri olmasıdır. Bir çeşit hilafet de diyebiliriz. Bu mümkün müdür? Hayır. Çünkü bunun gerçekleşmesi kesinlikle mümkün değildir. Ekümenlik, Türkiye’de laiklik ilkesine aykırıdır. Çünkü Patriğin bütün Ortodoksların manevi lideri olması kabul edilirse, Müslümanların da biz de halife isteriz demesi gayet tabiidir. Türkiye, halifeliği kaldırmıştır. Kanunlara göre kimse, ben şu grubun dini lideriyim diyemez. Bu istek aynı zamanda milli devlet ilkesine de terstir. Eğer ekümenik olma sıfatı tanınırsa, devlet içinde devlet olmuş olur. Çünkü ülkede hem resmi devlet olacak (Türkiye Cumhuriyeti), hem de başta Türkiye’deki Ortodokslar olmak üzere bütün dünya Ortodokslarını yönetecek iç devlet olacaktır. Bir başka sorun ise; Bartholomeos’a diğer Ortodoks cemaatları ekümenik gözüyle bakıp, bakamaması. Başta 200 milyon üyesi bulunan Moskova Patrikhanesi ekümenlik iddiasını kesinlikle kabul etmiyor. Bulgar Ortodoks kilisesi de buna şiddetle karşı çıkıyor. Ama Bartholomeos, kendini ekümenik olarak gördüğünden Bulgar kilisesi Başpapazı Kostov’u afaroz ettiğini açıklayabiliyor. Patriğin, diğer cemaatlere karışmaya hakkı yoktur. Lozan antlaşmasına göre; Bartholemeos yalnız ve yalnız İstanbul’daki Rum Ortodokslarının lideridir. O halde Patrik kanunları keyfince çiğniyor, birileri de oturmuş seyrediyor. Yine Lozan antlaşmasına göre Fener Rum Patriği, Eyüp Kaymakamlığına bağlıdır. Bir sıkıntısı olursa Dışişleri Bakanıyla değil kaymakamla görüşmesi gerekli. Niçin Lozan’a sadık kalınmıyor? Niçin Patrik hakkında soruşturma yürütülmüyor? Yine Lozan’a göre, statünün dışına çıkan Patriklerin de papazlar ile birlikte Aynaroz’a gönderilmesi gerekmiyor mu?

Heybeliada Ruhban okulu açılması meselesine gelince. Tevhid-i tedrisat kanununa göre, bütün okullar devletin denetimine girmiştir. Hiç kimse devletin denetiminde olmayan etnik ve dini okul açamaz. Bu kanun herkes için geçerlidir. 1971’de çıkan kanunla da özel ve her türlü denetimden uzak yüksekokulları kapatılmıştır. Yani okulu kapatan devlet değil, hiçbir denetim mekanizması kabul etmeyen Rum-Ortodoks cemaatidir. Kimse okulu açmayın demiyor. İlahiyat Fakültesi nasıl devletin kontrolünde ise, ruhban okulu da aynı şartlarda faaliyete geçebilir. Patrikhane, buna şiddetle karşı çıkarak, denetim altına girmek istemiyor. Bizi bağımsız yapın, devlet içinde devlet gibi hareket edelim diyor. Biri de çıkıp, bu Rum Ortodoks cemaatinin kaç üyesi var demiyor? Topu topu 1500-2000 kişi ve çoğu da yaşlı. Patrik istese din adamlarını Yunanistan’daki okullarında da yetiştirebilir.

Kurtuluş savaşında, Mavri Mira gibi şer yuvasını yönetenleri hep bu okul yetiştirmiştir. Kıbrıs’ta yüzlerce masum insanımızın kanına giren vampir Makaryos da, bu okulun eseridir.

Patrik Bartolomeos, genellikle Yunanistan’ın tahsis ettiği Olimpic Havayollarına ait uçakla ülke ülke dolaşıp, Türkiye’nin azınlık haklarını çiğnediğinden söz ediyor. Nedendir bilinmez, ziyaret ettiği kişiler genellikle siyasi liderler. Eğer böyle olmasaydı AB, Türkiye’ye bu konuda uyarıda bulunur muydu?

Kimse Yunanistan’daki Türk azınlığın durumundan bahsetmiyor. Bartholomeos, pek meşhur olan dinler arası diyalog kapsamında, Yunanistan’daki Türk azınlığı yapılan baskı ve yasaklar karşısında niçin çalışma yapmıyor? Rum cemaatinin buradaki mevcut haklarını, oradaki Müslüman Türk cemaatı rüyasında görse inanamaz. Çünkü burada Rum Ortodoks Patrikhanesinin 25 vakfı, 83 kilisesi ve yüzlerce gayrı menkulü var. Bir başka ayrıntı daha var. Dünyadaki bütün Katoliklerin ruhani liderliğini yapan Vatikan 80 dönümlük arazinin üzerine kurulmuşken, 2 bin kadar üyesi bulunan Fener Rum Patrikhanesi ise; 113 dönüm araziye sahip. Cumhuriyetin ilanında bu alan 50 dönüm kadardı.
Kartel medya yazarları ve televizyonları niçin bunlardan bahsetmiyor? Bakan Hüseyin Çelik, Patriğe gösterdiği alakayı niçin, Yunanistan’daki soydaşlarımızdan esirgiyor? Milli düşünmekten korkmayınız, zira sizin bu topraklarda huzurlu ve rahatça yaşamanızın yegane sebebidir! Sizin varoluş sebebinizdir.












bayramakcan@mynet.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002