Kasım 2008

Ö T E S İ

 

14.12.2019 



Ünlem !

 
Asuman Özdemir

Suya yazı yazmak


Namusu, şerefi ile bu ülkede yaşayanların, hiçbir affı içlerine sindiremediklerini, her gelen hükümetin yeni kalkınma paketleri yerine af paketleri ile gelmelerini hazmedemediklerini çeşitli vesilelerle dile getirdik. Her gelen afla faziletin yerine namussuzluğun ödül aldığını söyledik. Bu kadar lâfı duvarlara söyleseydik, duvarlar dile gelirdi. Fakat, heyhat! Ne oldu? Affın adı barış oldu!

Biz meğerse suya yazı yazmışız. Bozacının şahidi şıracı olunca bizler daha çok sulara yazı yazarız. En başta bizlerin ödediği vergileri en iyi şekilde korumak ve değerlendirmekle mükellef olan muhterem zatın kendisi vergi suçlusu iken, kendini ve avanesini kurtarmak için affın adını barış yapıp, TBMM’den geçirirse bizlerin de ödediğimiz vergileri geri isteme hakkımız doğar, bugüne kadar yatırdığımız vergileri geri isteriz. En başta ben istiyorum. 30 yıldır hiç aksatmadan devletime her ay şakır şakır vergi ödüyorum. Kuruşuna kadar noksansız bir ödeme bu. Ben bu vergileri, hayali ihracat yapanlar, devletten aldıkları milyonlarca dolar haksız KDV’lerle zenginleşsin diye ödemedim. Yapılan incelemeler sonucu onlara katrilyonlarca tahakkuk eden para cezaları ile geri alınacak olan haksız KDV ödemelerinin üstüne bir bardak soğuk içilsin de, onlar daha çok zengin olsun diye ödemedim. Devlet tarafından affedilmiş olmanın vermiş olduğu dayanılmaz hafiflikle, toplum içinde elini kolunu sallayarak gezmesi, bana tepeden bakarak “Salak, namuslu oldun da ne oldu? Bak, senin ve senin gibilerin ödediği vergiler sayesinde çaldıklarımız cebimizde, sayenizde zengin, devlet affına da uğrayarak, devletin itibarlısı oldum” demesine dayanamam. Bizlerin ödediği vergilerle hırsız zenginler oluşturulmasını kaldıramam. Ter ter tepinerek, avaz avaz bağırıyorum. “30 yıldır benim ve ailemin ödedikleri vergileri faizlendirerek kuruşuna kadar geri ödeyin.” Ayrıca Maliye Bakanınızı hemen görevden alın. Hanginiz alacaksa görevden alsın. Gölgede olan başbakan mı alır, güneşte olan mı alır? Ben orasını bilemem. Bu yapılan Türkiye Cumhuriyetinde namusu ile vergi ödeyen, hatta kaynağında vergisi kesilen namuslu vatandaşa hakarettir. Onu ayaklar altına almaktır, çiğnemektir.
Hiç kimse bana “Sakin ol!” demesin. Daha çok bağırır, daha çok tepinirim. “Emekliye 75 milyon zam yaptık, her ay enflasyon oranında zam artışları da devam edecek, böylece emeklinin süründüren maaşını nispeten güldüren bir maaş yaptık” açıklamasını ben yapmadım. Başvekil Gül yaptı. Bir kere o zammı önceki hükümet Ekim ayında yapmıştı, yıl sonuna kadar uygulamaya geçecekti. Yıl sonuna kadar yapılacak zamların yerine şimdiki hükümet geçti. Başvekil Gül’ün yaptığı açıklama başka, bakanlar kurulundan geçirdiği karar başka çıktı. Meğerse bu alınan zam kararı emekliyi enflasyon karşısında kurtarma zammı değilmiş. Peşin ödenen 1 yıllık tahmini enflasyon rakamlarının toplamı imiş. Yani Gül’ün açıkladığı gibi her ay enflasyon oranında artış zamları artık yok. Kapının önünde denen başka, içeride imzalanan başka. Ben sizlere kandırıkçılar demem de ne derim? Siz uygun lafı bulun söyleyin, başımın üstünde yeri var.
İç ve dış politikada söylenenlerle yapılanlar herkesin malumu. Bu konulara bir konu hariç girmiyorum. Seçim propagandaları sırasında hiçbir şekilde AB lafını anmadınız. Sorulan sorulara teğet cevaplar vermeyi tercih ettiniz. Seçimlere yakın yarım ağızla AB’den miting meydanlarında bahsederken “Onurumuzla gireriz” dediniz. Ne oldu da seçimin ertesi günü AB ülkelerini fellik fellik ziyarete çıktınız. Bir anda KKTC’de antipropagandalar başladı, milli davamız Kıbrıs sizlere ömür oldu. Hatta Türkiye Cumhuriyeti sizlerin ağzından işgalci bile oldu. Bütün dengeler alt üst olurken sağ gösterip sol vurdunuz desem! Olmuyor. Solcular bu konuda aşırı vatansever. Sol gösterip sağ vurdunuz desem! Gene olmuyor. Sağ kesim “Hiçbir hakkım yoksa bile kan hakkım var, orda biz kanımızı döktük, KKTC Türk Cumhuriyeti olarak kalacaktır,” diyor. Yoksa sizlere göre KKTC’yi kullanma miadı doldu da yarattığınız kargaşa ile “ver kurtul” işlemi mi devreye giriyor? O zaman soruyorum sizlere;
Allah aşkına sizler kimsiniz?
Biliyorum uzaydan gelmediniz.
Ama neler yaptığınızın farkında mısınız?
Kutsal devlet çatısını delmekse işleviniz,
Merak etmeyiniz efendim. Başardınız!



ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002