Kasım 2008

Ö T E S İ

 

10.12.2019 



Çapraz Ateş

 
Kemal Çapraz

Dönemeçteki Türkiye


Türkiye 2001-2 yıllarını büyük sıkıntılarla geçirdi. Yeni umutlarla uyanmak isteyen Türk milletinin önünde çok zorlu bir yıl daha var. Türkiye, dönemece gelmiştir. Ya bu badireyi de atlatacak ve dünya üzerinde etkili, şahsiyetli bir devlet olarak hayatiyetini devam ettirecek ya da bir sömürge toplumu olarak yok olup gidecektir.

Durum bu kadar ciddidir. Şu anda İstiklal Savaşımızı verdiğimiz yıllardaki kadar önemli tehlikelerle karşı karşıyayız. İşin daha vahim tarafı, İstiklal savaşını yaşadığımız dönemde uyanık bir kamuoyu Mütareke basınına karşı duran bir Anadolu basını ve Türk aydını vardı. Şimdi, hep ifade ediyorum, yine de edeceğim, şu anda ABD ve AB’nin paralı kalemşörleri, dolarlarıyla ve eurolarıyla finanse ettikleri sivil toplum örgütleri var. Türk kamuoyunu yanlış yönlendirenlerin karşılarında ise Türk milletine gerçekleri gösterecek bir güç yok. AB’ye her türlü tavize hazır bir iktidar ve yine aynı yapıyı destekleyen muhalefet (!) var. Kıbrıs elimizden çıkıyor diye, neredeyse basınımız zil takıp oynayacak. Hoş meclistekiler böyle de, dışarda kalan partiler ve sivil toplum kuruluşları farklı mı? Geçen yazımda belirtmiştim, ama aynı vurdumduymazlık ve aymazlık devam ediyor. Kuzey Irak’ta ABD’ye karşı direnen bir Türk devletini, politikacıların tutarsız kararları ve sömürgeci kafaları bir maceraya doğru yönlendirmeye çalışıyorlar.
BÖLGEDE GÜÇLÜ DEVLET
Kuzeyden ve güneyden Irak’ı işgal ederek bölgede uydu bir devlet kurmak isteyen ve böylelikle Ortadoğuyu kontrol altına almak isteyen ABD’nin karşısındaki en ciddi engel şu anda Türkiye’dir. Türkiye’nin bu kararlı ve şahsiyetli duruşuna karşı, politikacıların dolar pazarlıkları yapması ise işin en vahim yönüdür.
Kıbrıs konusunda baskıların en üst düzeye çıktığı günleri yaşıyoruz, bu badireyi atlatmakta millet olarak kararlılığımızı göstermeliyiz. Kıbrıs ve Irak harekatı birbiriyle bağlantılı olaylardır. Bölgede yapılacak bir Amerikan harekatına karşı direnen Türkiye’nin itibarı bölge ülkelerinde önemli ölçüde artmıştır. Yıllardır Türkiye’ye karşı her türlü bölücü ve yıkıcı faaliyeti destekleyen, hatta Hatay vilayetimizi haritalarında kendi sınırları üzerinde gösteren Suriye, Türkiye’ye karşı olan politikalarını değiştirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı Suriye’de devlet başkanı ve 20 kişilik bakanlar kurulu tarafından karşılanmıştır. Bu karşılamanın altında ABD’nin bölgede yapacağı harekatla sınırları değiştirme çabasına karşın, bölge ülkelerinin böyle bir operasyona izin verilmemesi çabaları yatmaktadır. Yine Tahran da aynı şekilde bu harekattan tedirgindir. Amerika’nın savaş senaryolarını önlemeye çalışan Türkiye, Kuzey Irak’ta stratejik noktaları kontrol altına almıştır. Bölgedeki bir oldu bittiye, ne Türkiye’nin, ne de komşu ülkelerin tahammülü vardır. Türk tankları ve Mehmetçik, bölgenin o kadar da sahipsiz olmadığının işaretini verirken, bu işareti iyi anlaması gereken çete liderlerini ABD’nin Conileri de kurtaramaz...
Bu kadar sıcak gelişmelerin yaşandığı bir ortamda, konuyla ilgili program yapanların çoğunun bölgeye ve Türk dış politikasına ne kadar yabancı oldukları da ortaya çıkmaktadır. Kerkük ve Musul’un Misak-ı Milli sınırları içinde olduğunu bilmeyen meslektaşlarımızın hazırladığı bu programları utanarak ve sıkılarak izlemek zorunda kalmaktayız. Cahilliğin birim yaptığı tek ülke Türkiye’dir sanırım.

KÜSTAH ALMAN

2002 yılının sonunda iki büyük kayıp verdi Türk milleti. Birisi, Dr. Necip Hablemitoğlu ve diğeri Türk Ortodoks Patriği Selçuk Erenerol.. Daha Necip Hablemitoğlu’nun kanı kurumadan, Alman İçişleri Bakanı Otto Schily, Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıflarıyla ilgili açılan casusluk davasına büyük tepki gösterdi. Bu davanın Türkiye’nin AB arzusuna zarar vereceğini öne süren Schily, “Türk hükümetine ve Türk adaletine bu durumu yeniden gözden geçirmeleri konusunda çağrıda bulunuyorum. Almanya olarak biz bu işi ciddiye alıyoruz. Hem de çok ciddiye alıyoruz” demiş. Küstah Alman’ın sözleri bununla sınırlı değil. Evet bay Schily, biz de Türk milleti olarak bu davayı ciddiye alıyoruz. Hani sizin anlayışınıza göre yargı bağımsızdı. Türk adaleti önünü çıkmaktan neden korkuyorsunuz? Bu dava artık Türk milletinin ve Türk devletinin davası olmuştur. Türk milletine karşı kim suç işlemişse cezasını çekmeli, Türkiye’nin yol geçen hanı olmadığını herkes anlamalıdır.
Türkiye tekrar söylüyorum, dönemeci ya başarıyla geçecek AB’ci ve ABD’ci sömürgecilere dur diyecek ya da...Gerisini yazmak içimden gelmiyor.
2003 yılı şahsiyetli, onurlu bir yıl olarak geçer inşallah...


kemalcapraz@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002