Kasım 2008

Ö T E S İ

 

09.12.2019 



Küllük

 
Mehmet Koca

Şark kurnazlığıyla Amerikan şantajı


“..Ben! diyordu yaşlı adam yanındakilere; etrafımdaki her ağacı, çiçeği, kelebeği sevdim. Suyun çıktığı pınarı sevdim. Ben kar yağınca şehre ulaşamamayı sevdim. Karış karış bildiğim yol çamura bulanıp yürüyemeyince bile sevdim uzayıp giden patikayı. Ben vatanımı yılanlarıyla, çiyanlarıyla, böcekleriyle, sevdim. Ben sevdiğim ülkenin altını da üstünü de öğrendim, ya siz? Siz en yakın bahçede ne tür yaban ot çıkıyor hiç merak ettiniz mi? Hangi yaraya sürülür kekre otu bilir misiniz? O vakit sevdiğiniz vatanı karış karış zihninize raptedin ki, göz dikenler zaptetmeye kalkmasın...”

Bu yazı şeytan kulağına kar suyu kaçırmak için yazılmadı. Ama şeytan illa kulağına bir şeyler kaçmasını istiyorsa elimizden ne gelir?

Geçen birkaç ay içerisinde Türkiye’nin stratejik çevresinde meydana gelen olayları, sıkı bir değerlendirmeye tabi tutan her Türk vatandaşı aşağıdaki ölümcül senaryoyu yazabilir. Şahsen aklımdan geçenler, ülkesini seven her insanın akıl ve ruh sağlığını ciddi şekilde tehdit edecek kadar vahim.

Uzak Doğuda uygulamaya konulan küreselleşme politikasının ilk kurbanı Endonezya oldu.
*IMF tuzağında eriyen Endonezya Doğu Timor adalarını, Amerika, Fransa ve Almanya’nın kurduğu kumpasa daha fazla direnemedi ve kaybetti.
*Afganistan’daki yönetim boşluğu, Amerikan ekonomisinin en az 50 yıl daha enerji ihtayacını karşılayacak bir operasyonla dolduruldu. Böylece Türkmenistan, Özbekistan enerji kaynakları kim ne derse desin Amerikan emperyalizminin kontrolüne girdi. Yeni haritalarda Afgan toprakları ve özellikle Kuzey Afganistan, dünyanın en önemli enerji iletim merkezinin güzergahı haline geldi.
Biraz daha batıya gelince;
*İran son aylarda içten içe kaynamakta. Öğrenci olayları ülkenin iç kesimlerinde, Tahran yönetimine ciddi rahatsızlık veriyor. Yönetim karşıtı yenilikçilerle ordu arasında kalan Hamaney çıkış yolu arayışlarını sürdürüyor.
*Öte yandan Hazar Denizi konusunda İran’ın kabul edilemez bulduğu beşli anlaşmanın son şekli için Moskova ve Washington el altından Azerbaycan ve Kazakistan’ı baskı unsuru olarak kullanmayı sürdürüyor. İran ile Azerbaycan’ı sıcak bir çatışmanın eşiğine getiren anlaşmazlığı Amerika ellerini ovuşturarak izliyor.

*Biraz daha batıya gelince burnumuzun dibinde yasal ve hukuki alt yapısını tamamlamış bir Kürt devleti, Irak ile komşuluk ilişkilerimizi bitirecek büyüklükte sinsi bekleyişini sürdürüyor.
Sahi ne bekliyor biliyor musunuz? Bu bekleyişin adını koymak için biraz aşağıya güneye inmemiz gerekiyor.
*Arap Yarımadasında hüküm süren Suudi Hanedanlığı, Osmanlı Türk eserlerini işte böyle bir tarihte linç girişimi başlattı. Çünkü Suud Krallığı, hiç bu kadar kaypak bir zemin üstünde kendini bulmadı. Sessiz bir darbe ile hanedanlık içinde yapılan değişiklik, Vehhabi mezhebinin ülke içinde kök salmasını da sağlayamadı. İçten içe kaynayan Arap Yarımadası’nda, özellikle Medine gibi şehirlerin merkezlerinde üniversite öğrencileri ve aydınlar yönetime karşı seslerini yükseltiyor. Kendi yurtlarında azınlık durumuna düşen Medine’nin köklü aileleri, ülke genelindeki muhalefete destek vermekle suçlanıyor. Amerikan askerlerinin ülkeyi terk etmesini isteyen terör örgütleri, petrol zengini Arap şirketlerinden para desteği aldığı batılı gazetelerde aylardır yazılıp-çiziliyor. Bir grup üniversite öğrencisi ise ülkenin adının önündeki Suud kelimesinin kaldırılmasını istiyor. Haksız da değiller, Arap Yarımadası, ne zaman Suud sülalesinin ülkesi oldu ki?
*Kuveyt ise Irak işgalinin ardından çok iyi incelenmesi ve yakından takip edilmesi gereken bir ülke. ABD yönetimi Kuveyt’i bir laboratuvar olarak kullanıyor. Arap krallıklarının demokratik sisteme yumuşak geçiş sürecini Kuveyt toprakları üzerinde uygulamayı öngören yarı demokratik, yarı monarşik sistemin Amerikan çıkarlarına zarar vermeden nasıl uygulanabileceği bu ülke topraklarında sınamaya tabi tutuluyor. Bu arada Kasım ayı başlarında Kuveyt ordusunun hava ve kara birliklerinin katıldığı tatbikat dikkat çekici olaylara sahne oldu. Tatbikatlar sırasında Kuveyt topraklarındaki Amerikan askeri varlığı iki kat arttırıldı. 6 Amerikalı askerin kaza kurşunuyla öldürüldüğü haberleri ise nedense arada kaynadı gitti. Muhtemel bir Irak saldırısının önemli merkezlerinden biri olan Kuveyt’te, rejim karşıtı Araplar yine ABD askeri karargahlarında teorik demokrasi eğitiminden geçiriliyor.
*Öte yandan Lübnan ve Suriye’yi İsrail konusunda yumuşatmaya çalışan ABD, bölgedeki askeri varlığını bir sopa olarak gösterdiği ülkelerin başında geliyor. Beyrut’taki Şam güdümlü Lübnan hükümeti, her ne kadar güçsüz gibi görünse de, Filistin örgütleri için hayati derecede öneme sahip. ABD Savunma Bakanlığı önümüzdeki yaz aylarında Lübnan sahillerinde görev yapacak bir filo için hazırlık yaptığını gözden ırak tutmamak gerekiyor.
Filistin ise bu ölümcül senaryonun tam da şah damarında bulunuyor.
Devlet ilanını, ABD ve Mısır’ın baskısıyla sürekli erteleyen Yaser Arafat, 2002 yılında hayatının en zorlu sınavını verdi. Arafat ve çevresi geçen Ağustos ayında yaşanan olaylar sırasında adeta terbiye edildi.
Belli ki Türk Dışişleri bu ölümcül senaryonun farkında. Dönemin Başbakanı Ecevit ile eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Arafat’a sağladığı tele-destek sürerken, bölgede görev yapan BM Kontrol Gücü’nde görev yapan bir Türk subayının karanlık bir el tarafından sıkılan silah sonucu şehit düşmesi bu senaryoda daha bir anlam kazanıyor.
Arafat’a moral vermenin ötesine geçmeyen Ankara’nın telefon diplomasisi pek işe yaramadı, ancak Türkiye’nin pis kokuyu aldığını iyi bilen ABD-İsrail ikilisi bölgedeki saldırılarına ara vermedi. Köktenci Arap terör örgütlerinin vahşi saldırıları, İsrail operasyonlarına zemin hazırlarken hem Arafat, hem de bir türlü resmi ilanı yapılamayan Filistin Devleti ağır yaralar aldı.
Amerika neden Filistin devletini kabul ediyor, lakin “Biraz zaman geçmesi gerekiyor” görüşünde ısrar ediyor olabilir? Şimdi bu sorunun cevabını bulalım.

İslam dünyası içinde gittikçe güçlenen Amerikan askeri varlığı önümüzdeki günlerde tarihin en çetin sınavlarından birini vermede kullanılacak... Muhtemel bir Irak operasyonu öncesi Filistin’de tüm cephelerde kontrolü sağlayan İsrail, Körfez Savaşı sırasında olduğu gibi sessizliğe bürünecek. Batı Şeria ile Yahudi Yerleşim Merkezleri arasında beton duvar örme işini bitirmek üzere olan İsrail yönetimi kendini Filistin Devleti ile komşu olmaya hazırlıyor. Yeni kurulacak Filistin Devleti’ni tüm İslam dünyası muhtemelen tanıyacak.
Ya İsrail ve ABD bu iki önemli ülke Filistin Devleti’ni tanıyacak mı dersiniz.
İşte ölümcül senaryonun ana başlığı .
Evet, tanıyacak, ama küçük bir şartla.
Kürdistan’ı da tanıyın!
Aynı tarihte ilanı yapılacak Kürdistan, Suriye, İran ve Irak’ın önüne atılacak.
İçinizden “Bu kar şeytanın kulağına çok büyük gelir!” diye geçebilir diyebilirsiniz benim gibi. Ama bu senaryonun Ankara-Bağdat-Şam-Tahran ekseninde ele alındığını ve ciddi ciddi tartışıldığını gösteriyor.

Bu arada son bir not; Bölgede tarihi bir dönemece zemin hazırlayan çevrelerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önemli derecede yığınak yaptığını göz önünde bulundurmaları gerekecek. Şark kurnazlığını şantaja dönüştürme gayreti içinde olanlar ihtimaldir Türk Silahlı Kuvvetlerinin tokadını yememiş olabilir.
Ama o ölümcül tokadın izini hala suratlarında taşıyanlardan ders almaları için vakitleri var.


mehmetkoca@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002