Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Ünlem !

 
Asuman Özdemir

Kültürümüzü bozma hamleleri


Türkçeyi en fazla bin kelimeyle 65 milyon mükemmel bir diksiyonla konuşmaya başladığımızdan beri AB’ye girebilmek uğruna bazı siyasilerimiz kürtçe yayın ve eğitim yapılmasını kürtçenin ana dil sayılmasını istiyorlar.

Osmanlı imparatorluğundan bu güne 700 yıldan fazladır Türkçe öğrenmek zahmetine katlanmayı bırakın, bilakis öğrenmemeyi kahramanlık saymış Kürt vatandaşlarımızla anlaşabilmek, yayın ve eğitimlerini takip edebilmek için bizim de kürtçe öğrenmek zorunluluğumuz doğmuyor mu? Bu dili öğrenmeye kalksak bile birbirinden farklı ve birbirini anlamayan lehçelerle karşılaşılmayacak mı?

Onlar bu inatlarına devam ettikçe ve kendilerine göre dil meselelerini hallettiklerinde daha çok içine kapalı bir toplum olmayacaklar mı? Bu sefer toplumların bir arada yaşayabilmesi için hiçbir zaman karşılığı olmayan adımlar atılması sonunda hizmet edenlerle, hizmet edilenler diye toplum bir anda ikiye bölünmeyecek mi? Türkiye Cumhuriyetinde eşikten beşiğe herkesin birinci sınıftır, hizmet edilenler 1.sınıf, hizmet edenler 2.sınıf diye bir anda ikiye bölünmeyecek midir?.
Biz bu bölünmeleri yavaştan ve ufaktan l950’li yıllardan itibaren hemşehri, yöre, aşiret adı altında yaşamaktayız. Çok az siyasimiz hariç; siyasetçilerimiz özellikle kasaba politikacısı kıyafetlerini çıkarmadan ayın ve gayınları patlatıp, çatlatarak, meclis oturumlarında dahi yöresel şivelerini daha fazla ağırlaştırarak, dışarıdan bir bütünmüş gibi görünen aslında kendilerine mal ettikleri bu küçük küçük bölünmüşlüklere bir oy uğruna selam gönderdiler.
Sonuç olarak her yörenin, bölgenin kendi sanatçısından şarkıcısına, filim yapımcısından senaristine, yazar çizerinden DJ ve VJ’sine kadar sadece kendi aralarında iletişim kurdukları küçük küçük dünyalar oluşturdular. .
Kamuya açık alanlarda kulağımı kabartıp etrafı dinlemek gibi bir huyum vardır. Bir defa gençlerin dillerinden bir şey anlıyorsam namerdim. Cümle içinde çekilen bol, bol aaııuu’ları bırakın bir yana, kelimelerin yarısı doğru veya yanlış hiç düşünülmeden İngilizce kullanılıyor. Başvekil yardımcımız yüksek sesle kürtçe demeye başladığından beri Kürt vatandaşlarımız avaz, avaz kürtçe konuşmayı marifet sayıyorlar. Bu arada adını bilmediğim diğer lehçeler ve diller...
Çok yakında ‘hangi yabancı dili öğrendin?’ diye sorduğumuzda ‘Türkçe’ cevabını aldığımızda şaşırmayalım. Bunlar daha bizim iyi günlerimiz. Verheugen AB liderlerine sunduğu tavsiye niteliğindeki genişleme raporunda ‘Türkiye AB’ye girmeden Türkçe AB’nin resmi dillerinden olacak. Kıbrıs (Birleşik Kıbrıs) AB’ye girince Yunanca ile beraber Türkçe de resmi dil olacak’’ demiş. Bunu duyan Doğu Karadeniz bölgesindeki Türkçe’yi çoktan reddetmiş ‘Ana dilimiz Pontuscadır‘diyen Pontuscular, çok değil 5-6 ay sonra ‘ana dilimiz Yunancadır’ derler. Yunanca şarkılar, şarkıcılar, meyhaneler modasına her köşe başında açılan Yunanca dershaneler ekleniverir.
Her dil kendi kültürünü de getirir. Zaten sıkıntı burada doğuyor. Kendini Türkçe ifade edemeyen gençlerimizi gelen kültürler kısa bir sürede asimile ederler. Sakın bana ‘buna kültür zenginliği denir’ demeyin. İngilizce, Almanca, Fransızca, Kürtçe, Yunanca, Gürcüce vs. derken ortaya çıkan kültür benim değil uzmanların sözü olan çorba bir kültürdür. AB uğruna Apo’yu asmayan, Kıbrıs’tan vazgeçmeye hazır olan bugünkülerin yerini yarın çorba kültürün yarattığı farklı kimliklerdeki tek bir ses, tek bir nefes olamayan Cumhuriyete hizmet etmek için kendini adamayanlar alacaktır. Onlarında ilk yapacağı, ‘’insan hakları, idamın kalkması, ana dilde eğitim ile her şey bitmiyor, bunların kesin ve belirgin olması gerekir’’ diyen AB liderlerinin masaları üzerlerinde duran haritaları kabul etmek, kabullendirmek ve onaylamak olur.
Bir siyasimizin kitabında dediği gibi, ’fesat sokulması gereken mabet, sadakattir.’’ Dikkat edin, sizden katlanamayacağınız, kabullenemeyeceğiniz şeyler isteyenler farklı kültürlerle yoğrulmuş, eğitim almış, o kültürlerin içinde yaşamışlardır. Bu yüzdendir sadakatin sorgulamasını hep yapmanız!!!
Önümüzde hedef kitlesi bilinçaltları olan, bilinçli olarak çok iyi planlanmış bir iskelete oturtulmuş farklı kültürlerin yerleştirilip kamuya sunulduğu
‘KİMLİK KAYBETTİRME POLİTİKASI’’ var... Aman haaaaa, DİKKAT!!!


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002