Kasım 2008

Ö T E S İ

 

22.05.2017 



KİTAP : Mart - 2003

Türk dünyası'nda ortak motifler

Neriman Görgünay - Kırzıoğlu - T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları 

Altaylar'dan Tunaboyu'na Türk Dünyası'nın bilinmeyen bir gerçeğini gün ışığına çıkaran kitap büyük ilgi görüyor.Analarımız, bacılarımız bebesini belediği beşiğini, yattığı döşeğini, çuvalını torbasını, evinin yaygısını, hayvanının eğerini heybesini, örtüsünü, hamur kabı kılıfını, halısını, kilimini, cicimini, hatta gübre çuvallarını bile oya oya işlemiş, nakış nakış süslemiş, ortaya nice sanat eserleri çıkarmıştır. Tıpkı: Musikimizin, mimarlık eserlerimizin, gökçek Türkçemizin incelikleri, güzellikleri gibi. Muradına eremeyen, sevdiğine kavuşamayan kızın sevdası, ördüğü çorapta, dokuduğu halıda bir gönül yanığı olarak karşımıza çıkar. Bir gönül bestesi duyulur: Bazen halıda, kilimde cicimde, bazen mimarlıkta; kâh parada, kâh pulda, kimi zaman şarkıda, kimi zaman türküde. Bir bakarsınız bir Pazırık halısı ile aynı bölge kurganlarından çıkan keçe ve giysiler, Selçuklu halıları ve mimarlık eserlerindeki motifler inanılamayacak derecede benzerlikler gösterir. Motiflerin adları bile nüktedir: Eli belinde kız, Subay çimdiği, Sarhoş yolu, Elti eltiye küstü, Karı boşatan, Keklik ayağı, Deve boynu, Kaz ayağı, Koç boynuzu, Gelin ayağı, Gelin ağlatan, Gelin çatlatan vb. Göktürk harfleri Erzincan ve Tunceli dokumalarında karşımıza çıkmakla kalmaz Yenisey, Orkun harfleri de Anadolunun çeşitli yerlerinde görülebilir. Kazak, Kırgız, Uygur, Özbek, Azerbaycan, Başkurt, Tatar, Türkmen, Çuvaş, Kırım, Gökoğuz ellerindeki bezemeler hem Türkiye'dekilerle hem de birbirleriyle ayniyet gösterir; muazzam coğrafi mesafeye ve yıllarca görüşülememesine, gidilip gelinememesine rağmen. Erzurum'daki bir halı-heybedeki motifle Hun Gülü'nün, Tebriz halısı ile Pazırık halısının benzerliğine şaşmamak elde değildir. Halıyı, adını bile bilmediğimiz bir Kun (Hun) kadınına borçlu olduğumuz halde Türklerin yaptığı halılar, yüzyıllar boyu dünyaya (Acem halısı) diye tanıtılmıştır. Tıpkı: Acem devletinin 2500 yıllık bir geçmişi olduğundaki Acem palavrası gibi! Bir türkü çınlar kulaklarımızda: Özbek, Türkmen, Uygur, Tatar, Âzer bir boydur. Kara kalpak, Kırgız, Kazak bunlar bir soydur. Çeşitli olumsuz şartlara, ihmal ve imkânsızlığın her türlüsüne rağmen, bu birlik ve beraberlik, aynı soydan gelmenin, aynı kültürü taşımanın dışında başka bir şeyle açıklanabilir mi, bilemiyoruz. Profesör Doktor Neriman Görgünay Kırzıoğlu'nun yıllarını verdiği ve bir karınca sabrıyla çalıştığı, bir kuyumcu titizliğiyle işlediği kitabının ikinci baskısını aynı güzellikte yayınlayan Kültür Bakanlığı Yayımlar Dairesi de tebriğe lâyıktır. Eser, okuyanı "Altaylardan Tunaboyu" na alıp götürüyor. Gördüğünüz emsalsiz güzellikler karşısında zevkten, gururdan bazen mest oluyorsunuz, bazen sermest. Bir yol daha inanıyorsunuz: İnce bir zevk, hassas bir kalp, zengin bir kültür, yüce bir ruh, yüksek bir sanat elbetteki büyük bir millette olur. "Konusunda ilk ve tek" olma gibi bir özelliğe de sahip bulunan eser için ne yazılsa az olacak, ne söylenilse eksik kalacaktır. Yazımızı Hoca hanımın sözleriyle noktalamak istiyoruz: "Altay dağlarından Akdeniz ve Tanrı dağları doğusundan İdil ile Tuna boylarına varıncaya kadar birbirinden binlerce kilometre uzaktaki Türk ülkelerinde: Giyimlerde, dokumalarda, mimâri eserlerde, kabir taşlarında, paralarda, ahşap ve madenî eşyada, ortak millî motifler, 3000 yıldır kullanılagelmiştir. Yalnız ülkeler arasındaki uzaklık değil, binlerce yıllık zaman aşımına rağmen millî gelenek olarak kullanılan yanışlar-motifler günümüze kadar gelebilmiştir. M.Ö. 500 yıllarından kalma Pazırık kurganından çıkan bir önlükteki ok-yay-yaba motifini Afyon-Bayat'ta dokunan bir Türkmen önlüğünde görmek ve öteki belirttiğimiz Türk kültüründeki köklü millî birliğin varlığını, ayrıca millî geleneklerin devamlılık ve yaygınlığını gösteren keskin delillerdir. Yeter ki ilgililer ve aydınlarımız bu eşsiz millî kültür hazinelerimizi titizlikle korumaya yardımcı olsunlar. Hele bu binlerce yıllık motiflerden birkaçının ülkemiz ve Türk cumhuriyetlerinin paralarını süslediğini görmek atalarımızın kutlu ruhunu sevindirecektir."


*

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
           
       
 
   

Karahan 2002