-

 

Elif Nur Deniz  

Türkçe yabancı dil, Türklük de yokmuş (!)


DTP’li milletvekilleri Meclis’e adımını atar atmaz Türkçeyi yabancı dil olarak gördüklerini beyan ederek, Anayasal düzene ve Türkiye’ye adeta meydan okudular. Diğer kanattan bir kendini bilmez de Türklük diye bir şey yok diyerek, iyice zırvaladı ve Türkiye’de kendine göre etnik gruplar türetti.

22 Temmuz seçimlerinde beklendiği gibi DTP’nin desteklediği bağımsız adaylar Meclis’e girdi. Daha Meclis’e adımlarını attıkları ilk gün de nasıl bir yol izleyeceklerini gösterdiler. DTP’liler, Meclis bilgi formunu doldururken “Bildiğiniz yabancı diller” bölümüne “Türkçe” yazdılar. Anadilimiz Türkçe, DTP’lilerin yabancı dili oluyor.
Anayasamızın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen üçüncü maddesi, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” hükmünü içeriyor.
Anayasanın bu hükmü ilköğretim sıralarından itibaren öğretiliyor. Her Türk vatandaşı, Türkiye Devleti’nin dilinin Türkçe olduğunu bilir. Hele hele milletvekili seçilen birilerinin bunu bilmemesi mümkün değildir. Buna rağmen yabancı dilimiz Türkçe diyorlarsa bunda art niyet vardır.
Bir Türk vatandaşının benim yabancı dilim Türkçedir demesi, Anayasa’nın üçüncü maddesine karşı çıkmak demektir. Hatta Anayasanın bu hükmünü kabul etmediğini ve değiştirmek istediğini beyan etmesidir. Bunun hukuktaki karşılığı da “Anayasal düzenin değiştirilmek istenmesi”dir ki suçtur.
Anayasamızın 66.maddesi, “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” hükmünü içermektedir. Anayasanın bu hükmü gereği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes Türk’tür. Türk olan herkesin ana dili de Türkçedir. Türkçeyi yabancı dil olarak kabul eden bir insan, dolaylı olarak Türk vatandaşlığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bireyi olmayı ve daha da önemlisi Türkiye Devleti’ni de kabul etmiyor demektir.
Türk devletinin milletvekili olacaksın, Türk devletinden maaş alacaksın, Türk devletinin bütün nimetlerinden yararlanacaksın ama Türk Anayasasının değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen hükümlerine bile karşı çıkacaksın!
Şimdi sormak gerekir; Türk vatandaşlığını hazmedemeyen, Türkçenin resmi dil olmasını içine sindiremeyen insanların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ne işleri var?

Özrü kabahatinden büyük

DTP’lilerin “Bildiğiniz yabancı diller” bölümüne “Türkçe” yazmalarına tepkiler çoğalınca DTP’nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk, açıklama yapma ihtiyacı duydu.
Türk, “Formu doldururken ‘bildiğiniz diller’ sorusunu konuşabildiğiniz diller diye anladım. Konuşabilen dil diye anladım” açıklamasını yaptı.
Dikkat edilirse, suçu örtbas ederken bile başka bir suç işliyorlar. Türk vatandaşı olan herkesin Türkçe konuştuğu bilinir. Niye konuşabildiğiniz dil diye sorulsun? Sorulsa bile ki öyle değil, niye Türkçe cevabını veriyorsun? Daha da önemlisi 550 milletvekilinden niye bir tek DTP’liler bunu yanlış anladı? Diğer milletvekilleri niye aynı şekilde yorumlamadı?
Kendilerini destekleyen ABD ve AB’cilere hoş mesajlar verebilmek için sürekli, “Gerginlik istemiyoruz, barıştan yanayız” açıklaması yapan DTP’liler, Meclis’e adım atar atmaz sorun çıkardı. Bu sorunun ilk olmasını diliyoruz, ama öyle olmayacağı görülüyor.

“PKK terör örgütüdür demem”

DTP’lilerin hezeyanları bu kadarla da bitmiyor. Hem saçmalıyorlar, hem suç işliyorlar. Nasılsa dokunulmazlık zırhına büründüler, bu işleri bundan sonra daha rahat yaparlar…
Bağımsız milletvekili adayı olmak için DTP’nin genel başkanlığından istifa eden Ahmet Türk, Zaman gazetesinden Nuriye Akman’ın sorularını cevaplandırdı. “PKK terör örgütüdür demem” sözleriyle adeta meydan okuyan Türk, Türk milletinin kanını donduracak sözler sarf etti.
Sık sık barıştan dem vuran ve gerginlik çıkarmayacaklarını söyleyen DTP’li Ahmet Türk’ün sözleri:
“Halen tek kişi kalıncaya kadar imha edeceğiz, operasyon yapacağız, mantığı var ortada. PKK’ya terör örgütü demek zor… Benim insanlarım diyecek ki devlet hangi adımı attı da bunu söylüyorsunuz? İşte ateşkes yapılıyor, devlet operasyonlara devam ediyor. Barışçıl, demokratik bir sürecin başlaması konusunda talepler oluyor, biz silahları bırakmaya hazırız diyor. Ama devletten bir çıt çıkmıyor. Devlet bu sorunu şiddet ile çözmeyi hedeflediği müddetçe hiçbir kırgınlığı söyleme hakkı yoktur.
Devlet de diyor ki önce terörü bırak ki kucaklayayım. Sen silahları bana yöneltmişsin ben nasıl kucaklayacağım seni... Peki, öbür taraf da diyor ki silahı bıraktım ne olacak? Gelip otuz yıl cezaevinde mi yatacağım? Ama devlet bunu görmemezlikten geliyor. Gerçekten şiddeti isteyen kim, istemeyen kim ortaya çıktığında işimiz kolaylaşır. Bakın ben bugün kalktım dedim ki PKK şöyledir böyledir. O zaman benim rolüm ne olabilir? Ortada bir şey yokken gelin işte PKK’ya terörist deyin diyorsunuz. Bunu dediğim gün benim barışçı sürece katkım olabilir mi? Biz burada çözümü gerçekleştirmek için çaba gösteriyoruz. Siz diyorsunuz ki gelin önce şunu söyleyin. Ben bunu söylersem ne bir misyonum, ne de bir rolüm kalır. Ne de bu konuda katkım olabilir.”
Gerçekler gün gibi ortada. Barıştan, kardeşlikten söz eden, gerginlik çıkarmayacağız diyen DTP’li Ahmet Türk, Türkiye’de en az 35 bin insanı katleden, bebekleri bile gözünü kırpmadan öldüren terör örgütü PKK’ya terörist diyemiyor. Demeyeceğini de söylüyor. PKK’ya terörist demeyi bırakın, sözleriyle açık açık övüyor ve barışçıl bir örgüt gibi göstermeye çalışıyor. Görünen o ki, DTP’liler bundan sonra Meclis çatısı altında çok daha iyi PKK’nın propagandasını yapacak…

PKK’nın paraları da Türkiye’den

Irak’ın kuzeyindeki çete başı Mesut Barzani’ye yakınlığı ile bilinen Kurdwebb internet sitesi yeni bir iddia ortaya attı.
İnternet sitesi, bölücü terör örgütü PKK’nın yayın organlarından olan müzik kanalı MMC’ye maddi desteğin Türkiye’den gittiğini iddia ediyor. Haberde, MMC’nin en önemli gelirlerinden olan kısa mesaj (SMS) yolu ile video klip yayınlamaya Avrupa'dan sonra bazı Türk cep telefonu şirketlerinin de katıldığı savunuluyor. Cep telefonu şirketleriyle kısa mesaj numarası için anlaşan PKK’nın şirketi MMC yetkilileri bunun için bu şirketlerden üç değişik ID numarası alarak Türkiye'den gelen izleyici kısa mesajlarını yayınlamaya başladı.
MMC kanalı, izleyicilerinin gönderdiği her kısa mesaj için diğer Avrupa ülkelerinden daha pahalı bir fiyat, 1,78 YTL almaya başladı. MMC, gelen mesajlardan kendi kasasını doldurup maddi zorlukları aşıyor. MMC ile anlaştıkları iddia edilen bazı Türk cep telefonu şirketleri de Türkiye'de büyük kazanç sağlıyor.

“Atatürk ilkeleri Anayasa’dan çıkarılsın”

Meclis’te gerginlik çıkaran sadece DTP’li milletvekilleri değil. AKP’den Mersin Milletvekili seçilen Zafer Üskül, Anayasa’da "Atatürk milliyetçiliği" ve "Atatürk ilke ve inkılâpları" gibi kavramların yer almasının gereksiz olduğunu savundu.
AKP’nin hukukçu milletvekillerinden Prof. Dr. Zafer Üskül, güya kafasındaki “renksiz ve sevil anayasa”yı tanımladı. Atatürk milliyetçiliği ile Atatürk ilke ve inkılâplarının Anayasa’dan çıkarılmasını isteyen AKP’li Üskül, şöyle devam etti:
“1982 Anayasası Kemalizm ideolojisini yansıtıyor. Anayasanın başlangıç bölümünde ve birçok maddesinde bu var. Yeminde de var mesela. Atatürk milliyetçiliği var, Atatürk ilke ve inkılâpları var. Bütün bu kavramlar, Anayasa Mahkemesi'nin yasaları denetlemesi sırasında temel alınıyor. Dolayısıyla ideolojiler, siyasi partilerin işidir. Her siyasi parti kendine özgü bir ideolojiyi savunabilir, savunmalıdır. Farklılıklar öyle ortaya çıkacaktır. Kemalist bir parti de kurulabilir, kurulmalıdır da. Bunu destekleyecek insanlar çıkar. Ama anayasalar bütün bu ideolojilere eşit mesafede durmalıdır. Renksiz olmalıdır. Biz bunu renksiz bir anayasa olarak tanımlıyoruz. Avrupa anayasa anlayışı da böyledir.”
AKP’nin vitrini olarak gösterilen Üskül’ün daha Meclis’e adımını atar atmaz bu açıklamayı yapması çok manidardır. AKP’nin ve AKP’lilerin hangi zihniyette olduğunu göstermesi açısından da iyi bir örnektir…
Üskül’ün açıklamalarına çok tepki gösterenler olduğu gibi destek verenler de çıktı. Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Üskül’e destek vermesine çok şaşırmadık. Ancak Atatürk’ün kurduğu CHP’nin Genel Sekreterliği’ni yapmış, şimdi de AKP’den milletvekili seçilmiş Ertuğrul Günay’ın dolaylı olarak da olsa Üskül’e destek vermesi bizi şaşırttı.
Günay, Zafer Üskül'ün görüşlerini "bilimsel" olarak değerlendirdi ve konuyla ilgili tartışmaların "abartılı olduğunu" savundu. Gerçekten abartıp gereksiz tartışma çıkaran bu sözlere karşı çıkanlar mı yoksa Zafer Üskül mü?

Türklük yokmuş!

22 Temmuz seçimlerinde AKP, beklenmedik bir başarı kazanınca destekçi medya neredeyse zil takıp oynamaya başladı. Gazeteler niçin AKP’ye oy verdiler diye haber yapmaya, diziler hazırlamaya başladı. Kimileri de kendi kafalarına göre bilimsel yorum getirmeye çalıştı. Aralarında zırvalayanlar da olmadı değil.
AKP’nin tam destekçisi Star gazetesinde 31 Temmuz tarihinde TMSF’nin sahipliğinde AKP’ye destek görevini yerine getiren Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz ile yapılan bir röportaj yayımlandı. Emre Aköz kendine göre AKP’nin başarılarını anlattı. O kısım bizi ilgilendirmiyor. Çok da ciddiye almıyorum. Ancak bir yerde öyle bir zırvalamış ki, kimse ciddiye almasın diye yazma gereği duydum.
Aköz aynen şu ifadeleri kullandı; “En rasyonel seçmen AK Parti seçmeni. Çünkü cüzdanına göre oy veriyor. CHP seçmeninde müthiş bir irrasyonalite var, çünkü laikliğe oy veriyor. MHP seçmeni ise olmayan bir şeye, Türklüğe oy veriyor. Tarihiyle, kültürüyle, değerleriyle Türk milleti var ama etnik olarak o kadar az ki. Yüzde 13 kadar. Türkiye’de 42 ayrı etnik grup var çünkü.”
Emre Aköz’e göre Türklük diye bir şey yok. Türk milleti de yok demeye getirecek ama büyük tepki alacağını düşündüğü için şimdilik askıya alıyor belki de.
Türk milliyetçiliğini hor gören, aşağılayan, kafatasçı olarak göstermeye çalışan birileri şimdi de Türklüğü yok saymak için yol arıyor. Dikkat edin; DTP’liler Türkçeyi yabancı dil olarak görüyor. Bir başka cephede de Türklük diye bir şey yok deniyor. Türkiye’de 42 etnik grubun olduğu iddia ediliyor ama buna rağmen Türklük yine yok sayılıyor.
Önce Türkçe yabancı dil olarak görülüyor, ardından Türklük yok sayılıyor. Türk milleti ve Türklük ile ilgili her şeyi yok etmenin yolları mı aranıyor? Çok tehlikeli bir kavşağa girdik, Türklük bilinci olan, Türk vatandaşı herkesin her zamankinden daha dikkatli olması gerekir… Unutmayın, düşmanlarımız her zamankinden daha çok yaklaştılar.

Çapulcu yine tehdit etti

İçerdekiler bir yana dışarıdakiler de rahat durmuyor. Düne kadar Türkiye’nin himmetinde yaşayan, Türkiye’nin kapısında dilenen Irak’ın kuzeyindeki çete başı Mesut Barzani, hiçbir yetkiliden ciddi bir cevap almadığı için olacak ki, aklınca kafa tutmaya devam ediyor.
Çapulcu Barzani, bu kez de Irak’ın kuzeyinde iç savaş başlayacağı tehdidinde bulundu. Irak hükümetinin Kerkük'te referandumun yapılmasını sürüncemede bıraktığını öne süren Barzani, "Bu sorun tamamıyla çözümlenmeli, aksi halde, bütün ihtimaller açıktır" dedi.
Amerikalıların finanse ettiği Alhurra televizyonuna konuşan Barzani, "ihtimaller" ile ilgili ifadelerine kısmen açıklık getirerek, "Anayasanın referandum öngören 140'ıncı maddesi uygulanmazsa, gerçek bir iç savaş başlayacak" tehdidinde bulundu. Barzani, Kerkük'te hukuki yollarla amaçlarına ulaşamamaları halinde, "başka yollara başvurma haklarının bulunduğunu" öne sürdü. Barzani açıklamasında, "Kürtler Kerkük'ten asla vazgeçmezler, Kerkük'ü asla pazarlık konusu etmezler" dedi.
"Kerkük'ü geri almanın yöntemi olarak" anayasal ve hukuki yöntemleri benimsediklerini ifade eden Barzani, "Ama bu yöntemlerin uygulanması sürecinde umutsuzluğa düşersek, bu durumda, diğer yöntemlere başvurma hakkımız var" diye tehditlerini sürdürdü.
Meydanı boş bulduğu için istediği gibi konuşan Barzani’nin, Kerkük’te referandumu lehine çevirmek için her türlü düzeni hazırladığı biliniyor. Kürtleri bölgeye yerleşmek için teşvik eden, üstüne de para veren Barzani, Türkmenleri kovmak için de her yolu deniyor. Barzani, işkence ve baskıyla süremediği Türkmenleri de terörle, ölümle Kerkük’ten çıkarmak için çabalıyor. Türkiye ise çetebaşı Barzani’nin bu tutumları karşısında sessizliğini koruyor.

Yine operasyon yalanı

Son günlerde basın yayın organlarında Amerika’nın Türk ordusuyla Irak’ın kuzeyine operasyon yapacağına ilişkin haberler çok sık görülmeye başlandı. Hatırlanacağı üzere, seçim öncesinde de Amerika’nın terör örgütü PKK’nın elebaşlarını Türkiye’ye teslim edeceğine dair haberler de yer almıştı. Hatta bazı medya organları daha da ileri giderek, ABD’nin teröristleri Türkiye’ye teslim etmeye hazır olduğunu, ancak askeri kesimin bu AKP’nin işine yarar endişesiyle bunu kabul etmediklerini bile iddia etmişlerdi.
Son olarak da, ABD'nin, PKK'ya karşı Irak’ın kuzeyinde Türkiye ile birlikte gizli operasyon planladığı haberi basına sızdırıldı. Habere göre, operasyonla, terör örgütü ela başları yakalanacaktı. Ancak ertesi gün yine Amerikan gazetelerinde, haberin basına sızdırılmasının gizli operasyonu tehlikeye attığı yazıldı.
Operasyon yapılacak diyen Amerikalılar, basına sızdıran Amerikalılar, sonra da basına sızdı diye operasyon olmayabilir diyen yine Amerikalılar… Bütün bu haberlere balıklama atlayan da bizim destekçi medya…
Dikkat ederseniz, terör örgütü PKK’ya her türlü desteği veren, el altından silah gönderen ABD, PKK’ya karşı mücadele ediyor izlenimi uyandırarak, Türk halkının tepkisini azaltmaya çalışıyor. Amerika, Türkiye’yi bu tür haberlerle oyalarken, PKK’ya desteğini sürdürmeye de devam ediyor.


www.ufukotesi.com - 08 / 2007  

ufuk@ufukotesi.com

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.