Göğe Merdiven

 

Aybars Fırat  

Kara kazan


Türk Milleti tarihi bir dönemeçten geçiyor. Tarihin en uzun on yılını yaşıyoruz, malum 1998 yılında Türkiye'nin parçalanması tamamlanacaktı, direniş fazla olduğu için parçalanamadı, bu süreç devam ediyor diyenler var. Ben de tabloya baktığım zaman bu görüşe katıldığımı söyleyebilirim. Mesele tablonun korkunç olması mı? Yoksa bunun hiç umursanmaması mı? Üzerine görev düşen insanların hep başkalarının harekete geçmesini beklemeleri mi?

Bu sene Kurban Bayramı ve Yeni Yıl kutlamalarının birbirine çok yakın olması bazı kesimlerin işini iyice zorlaştırmışa benziyor. Aşağı tükürseler sakal, yukarı tükürseler bıyık. Ne Hıristiyanlığa, ne Müslümanlığa yaranabiliyorlar. Ben Cihan Haber Ajansından bir zarf aldım. İçinden bir ajanda ve bir tebrik zarfı çıktı. Tebrik zarfını aldığımda çok şaşırdım. F. Hoca'nın haber ajansı benim sadece yeni yılımı kutluyordu! Tebrik kartında Bayram lafzı var mı diye tekrar tekrar baktım. Nafile. Bundan sonra da özel televizyonların, gazetelerin, dergilerin, yabancı büyük dükkanların yılbaşı için yaptıkları rezillikleri, Hırıstiyan özendirmelerini, mumu, kırmızı donu vesaireyi olağan buldum.
Her şey çok inceden inceye planlanmıştı. Mesela Bayram'dan üç gün önce ATV'deki haberler şöyleydi: Yedi aylık hamileye tecavüz, onbeş yaşındaki katilin teyze kızlarını yüzelli lira için yüzelli kere bıçaklaması, Tunceli'de tecavüze uğramış çocukların tecavüzleri, arada bir başka haber ve yılbaşında kırmızı don giyerek şansa bulanıp o şansla hacca gitmeyi düşünen teyzemin haberi...Velhasıl çığırından çıkmış bir güdüleme, asimilasyon.
Gerçi Kurban Bayramından bir ay önce başlayan televizyon reklamlarında, televizyonların kendi reklamlarını yaptığı tanıtımlarda Bayram'dan kimse bahsetmiyordu. Kerhen de olsa bahsedenler de yaptıkları haber ve programlarla öbürlerine rahmet okutuyorlardı. TRT devlet televizyonu olmanın verdiği ağırlıkla Bayram'a, Hac'a gereken önemi vermişti ki o da ne! Bayramın ikinci günü "Karakazan" adlı, başrolünü bir domuzun oynadığı bir çizgi filmi yayınlayıverdi. Denetçiler galiba gaflet uykusundaydı. Özel televizyonlara maşallah bayram hiç uğramamıştı. Gelecek senelerde Kurban'a kurban olan Yeni Yıl kutlamaları daha şenlikli geçeceğe benziyor! Daha çok dansöz, daha çok Noel Ayinleri, kutlamaları, daha çok içki, daha çok meydan kutlamaları, daha çok kepazelik. Üstelik yılbaşının ardından yapılan magazin programları vıcık vıcık dönmelik kokuyordu. Dönmelik dedim de Sabatay Sevi için İzmir'de bir müze kurulması düşünülüyormuş doğru mu?
Türkler bir Karakazan'a atılmış pişirilmektedir. Türkiye ve Türkler, azınlıkların baskısı altından süratle kurtulmalıdır. Türk Kültürü tamamen yok olmadan önce de sorumlular üzerlerine düşen görevi yapmalıdır vesselam.


www.ufukotesi.com - 01 / 2007  

aybarsfirat@yahoo.com

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.