Yakın Takip

 

Dr. Ünal Metin  

Top devamlı kalemizde...


Türk dış politikasında hassas iki konu vardır. Kıbrıs ve Ege Denizi'ndeki 12 mil. Bu konuların ikisi de Yunanistan ve Türkiye Cumhuriyeti devletleri arasındadır. Bu yüzden dolayı Türk Dışişleri ile Yunan Dışişleri yetkilileri devamlı surette birbirlerini kollarlar. Her iki taraftan herhangi biri diğerinde açık yakaladı mı golü atar. Nedense son günlerde Yunan tarafı Türk tarafına devamlı gol atıyor.

BATI TRAKYA SORUNU
Yunanistan ile aramızdaki sorunların bir diğeri de Batı Trakya ve burada yaşayan Batı Trakya Türk Azınlığıdır. Yunanistan uzun yıllar Batı Trakya topraklarını açık bir hapishane burada yaşayan Türkleri de adeta mahkum yapmıştır. Bulgaristan ile sınır olduğu bölgeyi askeri alan ilan ederek burada bulunan Türk yerleşim alanlarını gettolaştırmıştır.
Türklerin azınlık haklarından doğan hiçbir hakkını kullandırmamıştır. Türkiye'de yaşayan Rumlar özgürce okullarını kurarak eğitim haklarını kullanmışlar, istedikleri zaman pasaport alarak yurtdışına çıkmışlar, kiliselerindeki ibadetlerini hiçbir kısıtlamaya uğramadan yerine getirmişlerdir. Başlarındaki papazları kendileri seçmiş, hatta bu papazların Bizans oyunlarına bile göz yumulmuştur.
Diğer tarafta ise Türklerin öğrenimleri özgür bırakılmamış, Türkiye'nin gönderdiği eğitim kitaplarının Türk öğrencilere ulaştırılmasında problemler yaşanmıştır. Türklerin ibadet özgürlükleri de gene Yunanlılar tarafından engellenmiştir. İskeçe ve Gümülcine'de yaşayan Türk azınlığın seçtiği müftüler tanınmamış, aksine Atina'nın belirlediği kişilerin müftü olarak tanınması halka dayatılmıştır. İskeçe Türk halkı tarafından seçilen Mehmet Emin Aga Yunan faşistler tarafından çeşitli zamanlarda saldırıya uğramış, bu saldırılarda müftü Mehmet Emin Aga yaralanmıştır. Yunan devleti suçluları arayacağı yerde Mehmet Emin Aga'yı mahkemeye vererek haksız unvan kullandığı gerekçesiyle Serez mahkemesinde dava açmıştır.

ABDULLAH GÜL HEP GÜLÜYOR
Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül bunları bilerek geçen günlerde Yunanistan'daydı. Yunan Dışişlerinin verdiği bir resepsiyona katıldı. Yemekler yenildi, Yunanlıların ünlü şarkıcısı Dalaris'le şarkılar söylendi. Dostluk nutukları atıldı. Yunanlılar baktılar Türk Dışişleri Bakanı iyice havaya girdi., hemen golü attılar.
Abdullah Gül'ü işbirlikçi müftülerle yan yana getirdiler. Daha önceleri Yunanistan'ı ziyaret eden hiçbir Türk Dışişleri bakanının kabul etmediği işbirlikçi müftüleri de kucaklamak AKP hükümetinin Dışişleri bakanı Abdullah Gül'e nasip(!) oldu. İşbirlikçi müftüler Mehmet Emin Şinikoğlu, Celali Meço ve Ahmet Şerifoğlu'nun bakanla sarmaş dolaş gülüştüklerini, konuştuklarını gören yılların büyükelçisi Deniz Bölükbaşı'da fenalaşarak kalp krizi geçirdi ve hastaneye kaldırıldı.
Seçilmiş müftüler Mehmet Emin Ağa ve İbrahim Şerif ise bakanla görüşmekten vazgeçtiler. Mehmet Emin Ağa Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'e de bir mektup yazarak dışişlerinin yaptığı bu hatayı şikayet etti. Daha sonra Atina büyükelçisinin araya girmesiyle seçilmiş müftüler bakanla görüştüler.

TÜRK DIŞİŞLERİ HİÇ BU KADAR ACİZ OLMADI
Kıbrıs davasında devamlı atılan geri adımlar, Kerkük'te vurulan Türkmenler, Musul'da başları kesilen kamyon şoförleri, başlarına çuval geçirilen askerlerimiz... Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman bu kadar aciz düşmedi.
Türk Dışişleri Bakanı sayın Abdullah Gül ise hep gülüyor. Sadece bir kere yüzü asıldı. İlk tezkere TBMM'den geçmeyip te bilmem ne kadar Amerikan askerinin Türk topraklarına girişi engellenince. Abdullah Gül o gün nedense sinirliydi. Aynı dışişleri bakanı askerimizin başına çuval geçirilince büyütülmemesi gereken bir olay dedi.
Abdullah Gül halkın seçmediği, Yunan hükümetinin zorla dayattığı işbirlikçi müftüleri de ilk kucaklayan dışişleri bakanı oldu.


www.ufukotesi.com - 11 / 2003  

unalmetin11@yahoo.com

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.