Dilek / çe

 

Hüseyin Mümtaz  

Batsın bu dünya


Çoğu zaman Bush’un dünya ile, Akepe’nin de Türkiye ile alay ettiğini düşünüyorum. Bush BM üyelerinden Irak için asker ve para yardımı isteyecekmiş. Sanki Irak’a girerken BM’e sormuş, dahası Yakış ve Babacan’a “Gelecek yüzyılda BM’e gerek var mı araştırıyorum” dememiş gibi.. Irak savaşında BM’i hiçe sayan Bush şimdi kalkıp asker ve para istiyor. Bush 11 Eylül’ün yıldönümünde de, halâ hiçbir yerde bulunamayan El-Kaide’ye gönderme yaparak teröre karşı yeni yasalar istedi ve idam cezasının çeşitli terör suçlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini söyledi.

Şöyle bir de örnek verdi; “Bir savunma tesisine veya bir nükleer tesise sabotaj düzenleyerek masum insanların ölümüne yol açanlar için şu anda idam cezası öngörülmüyor. Bu durum, teröristleri nihai adaletten kurtarmamalı”.
İyi de, Irak’a; nükleer silah dahil kitlesel imha silahları edinebilme imkanlarını arttırıyor diye saldırmamış mıydı Amerika?
Nükleer tesis Amerika’da olunca iyi, Irak’ta veya İran’da, yahut K. Kore’de olunca kötü.
Amerika Irak’ta, nükleer tesise bile değil, “gölgesine” saldırı düzenleyerek binlerce masum insanın ölmesine yol açmadı mı?
O halde en büyük terörist Amerika, teröristlerin başı da Bush..
Evet Bush ilâhi adaletten kurtulmamalı.
Burada Bush’un terör ve terörist kavramının da üzerinde iyice durulması lâzım.
Öcalan’ı “öldürmeden Türkiye’ye götürmek ve âdil yargılanmak” şartıyla Türkiye’ye teslim eden Bush hem kendi teröristi için idam istiyor, hem de kalkıp “âdil yargılamadan” sonra bile asılmaması için el altından çaba gösteriyor.
Dönüp Kandil Dağı’nda KADEK ile görüşmeler yapıyor. Türkiye’ye “Eve Dönüş Yasası” çıkartıyor.
Amaç, Amerikan kontrolundaki Kuzey Irak’ta onun ortakları-stratejik müttefikleri olan Guam adasında eğittiği “terörist” peşmergeler bulunsun ama KADEK bulunmasın
PKK/KADEK militanları “eve”, Türkiye’ye dönsün.
Ve öyle bir yasa çıkarttırılıyor Akepe’ye ki; Türkiye’ye dönen militanlar, Türkiye’deki hapishanelerde olanlar dahil, ellerini kollarını sallaya sallaya aramıza karışsınlar, siyaset yapsınlar.
Terör siyasete girsin.
PKK/KADEK militanları mahalli-genel seçimlere katılsın..
Fakat “Akepe-Chp müşterek müşekkel grup başkanvekili” Dengir Mir Mehmet Fırat’ın görüşüne göre Korkut Eken “içeride” kalsın.
İşte tam bu sırada TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Akepe Diyarbakır Milletvekili Cavit Torun devreye giriyor ve kendisini ziyarete gelen Öcalan’ın avukatlarına taleplerini olumlu bulduğunu ileri sürerek, hükümlülere sağlıklı bir ortamın hazırlanması gerektiğini söylüyor. Terör örgütü elebaşının 4 yıldır İmralı Cezaevi'nde tecritte tutulduğunu öne süren Torun, ''yasalara göre tecridin bir süresi var. Orada tecrit koşullarını aşan bir süre söz konusu. Bu da yasalara uygun değil'' diye konuşuyor.
Terör örgütü elebaşı Öcalan'ın bir başka cezaevine nakli konusundaki taleplerin de doğru olduğunu ifade eden Torun, ''Onun yaşam koşullarının kötüleşmesinin kimseye yararı yok. Bu konunun artık Türkiye'nin gündemini işgal etmemesi lazım'' diyor. Torun, Öcalan'ın Sincan F Tipi Cezaevi'ne nakledilebileceğini kaydederek, ''Sincan'da güvenlik son derece sağlam. Tüm teknoloji kullanılmış. Burada Öcalan'ın güvenliğine ve sağlığına zarar verilmez'' diye konuşuyor ve İmralı'da güvenliği sağlayan ekibin Ankara'ya getirilebileceğini de sözlerine ekliyor. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu kaydeden Torun, ''şartlar Öcalan'ın tecritten çıkarılmasını zorunlu kılar nitelikte. Daha fazla uygulanırsa burada görev kötüye kullanılmış olur. Tecritten çıkarılsın, normal cezaevinde tutulsun'' diye ilave ediyor.
Öcalan’ın, Amerika’nın desteğiyle Türkiye’de politikaya girmesinin önü mü açılıyor?
Torun; “Öcalan’ın yaşam koşullarının kötüleşmesinin kimseye yararı yok” diyor.
Ben de dönüp “İdam edersek ölüsü bizi kullanır, İmralı’da asmayıp beslersek biz dirisini kullanırız” gerekçesiyle “dosyayı” başbakanlıkta bekletme kararı alan DSP-ANAP-“M”HP koalisyonu liderlerinin gözlerinden öpüyorum.
Adalet sistemimize de saygılar sunuyorum; Banka hortumcusu Korkmaz Yiğit suçsuz bulunup dışarı çıkıyor, çatışma sırasında dolmuşun önünde oturmakta olan genç kızı vurup öldüren polisler 24 yıla mahkûm ediliyor fakat infaz yasası uyarınca 1 yıl 4 ay ceza alıyorlar.
Öcalan’ın tecritte sağlığı bozuluyor.
Yalnız hakkını yemeyelim, Yargı Öcalan davasında üzerine düşeni yaptı. Ama anayasaya tamamen aykırı bir anlayışla “teşekkül ettirilen” ve kerameti kendinden menkul bir “Liderler Zirvesi” Yargıyı engelleyerek, Yasamanın (dolayısı ile milletin) iradesine ipotek koyarak, Yürütme’ye bile konuyu getirmeyerek konunun kangren olmasını sağlamıştır.
Anayasayı “tağyir ve tebdil” ettikleri için de kimse çıkıp onlara bir şey dememiştir.
Yargı evet bağımsızdır ama bu bağımsızlığı Alman İçişleri Bakanı’nın Türkiye’yi ziyaretinin hemen ertesi günü Alman Vakıfları’nın külliyen beraat etmesini; AP Başkanı Pat Cox’un Dışişleri Bakanı Gül’ü arayarak Saharov Barış Ödülü verilmiş olan Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılmalarını istemesini; Gül’ün de geçen hafta ile yaptığı telefon görüşmesinde, DEP eski milletvekillerini kastederek “Biz de zaten onların serbest bırakılmalarını tercih ederiz” demesine engel olamamaktadır.
Recep Tayyip-Gül, MGK’ya “Irak’ta Arap ve Şii Aşiretlerine güveneceğiz” yollu bir rapor sunuyorlar.
Ama aynı Recep Tayyip ve Gül diyorlar ki; “Irak’ta herhangi bir etnik unsurun değil, tüm Iraklıların istikrarı için çalışacağız.”
Arap ve Şii’ler “etnik ve dini unsur” değil mi?
Aynı Recep Tayyip ve Gül “Türkmenler Türkiye’nin Beşinci kolu değildir”.
Allah Allah.. Guamlı peşmergeler, Barzani-Talabani Amerika’nın beşinci kolu değil mi?
Türkmenlerin kaderlerini Türkiye’ye bağlamalarından doğal ne olabilir?
İşte böyle bir ortamda Kerkük’te toplanan Türkmen Kurultayı’nda a) Gül’ün mesajı alkışlanıyor, b) Delegeler “Türk askeri BM şartına bağlı olarak gelsin” diyor, c) Albay Mayville büyük tezahürat ile karşılanıyor, d) Amerikan ve Türk Özel Tim mensupları “çak” yapıyorlar.
Ve Türkiye’nin, Türkmenleri gözden çıkararak, anlaşılmaz bir kolektivizm şuuru içerisinde bütün Irak’ı kendine eşit uzaklık veya yakınlıkta görmesinden cesaret alan Amerika da taşı gediği koyuyor, PKK/KADEK’in Kuzey Irak’tan tasfiyesi için hemen harekete geçilmesi yönünde Ankara’dan gelen çağrılara, önceliğin farklı olduğu gerekçesiyle soğuk bakıyor.
Amerika diyor ki; terör sadece kuzeyin değil, bütün Irak’ın sorunudur. Asker gönderin ki Irak’ta, “bu arada da” kuzeyde terör çözülsün.
Eee siz de zaten Irak’ı “bir bütün olarak” görmüyor muydunuz?
Buraya kadar saydıklarımın hepsi kıymetli okuyucu; Atatürk İlke ve İnkılâpları’na uymayan davranışlardır.
Fakat nedense “memleketin hürriyet ve istiklâle âşık dinamik bekçileri” anlaşılmaz bir suskunluk içerisinde Atatürkçülük’ü sadece “türban-irtica-mürteci” üçlüsüne indirgemiş durumdadırlar.
MGK’nın dişleri-tırnakları sökülürken çıt çıkarmadan seyredenler, YÖK’ü zehir zemberek bir bildiri ile savunuyorlar.
Bu yeni türün adı acaba “çevik bir Atatürkçülük” müdür?
Eğer öyleyse biz, “çevik olmayanını” tercih ediyoruz.
Akepe iktidarına “bütün varlığı ile direnen” bir tek “üniversite” kalmıştır. YÖK’ü, uygulamalarını, Rektörlerin padişahlık yetkilerini eleştirebilirsiniz. Fakat bu noktada bütün “dinamik güçler”, üniversite etrafında birleşmelidir.
Atatürkçülük sadece bir iç politika metaı değildir. “Atatürk, izindeyiz” sözü pekalâ dış politikada da uygulama alanı bulabilir, bulmalıdır.
Bakmayın, hiç kulak asmayın Taha Akyol’a; Atatürk, Nutuk’u şimdi yazsa “Gençliğe Hitabeyi” gene aynı heyecanla ve aynı şiddetle yazardı.
“Bursa Nutku”nun da daha şeddeli ve dehşetlisini söylerdi.
Sonuç olarak kıymetli okuyucu, siz de benim gibi arabesk denilen müzik türünü sevmeyebilirsiniz.
Fakat yazının başlığına aldığım “Orhan Abi”mizin ünlü şarkısının aradan tam 40 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ gündemde bulunmasının ve zevkle dinleniyor olmasının nedenlerini şimdi daha iyi anladınız mı?
Ve derinden mırıldanmaya başladınız mı?




www.ufukotesi.com - 10 / 2003  

mumtazbay@superonline.com

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.